![]() |
![]() |
![]() |
Anasayfa | Forum | Y.Mesajlar | KontrolPanel | Arama | UGvideo | Sözlük | ![]() |
|
|
#6 |
GELİŞMEMİŞ AVRUPA’DAN GELİŞMİŞ AVRUPA’YA GEÇİŞ : Ancak 1000 yıllarından itibaren Avrupa kalkışa geçti.Kalkış Amerikalı iktisat tarihçisi Rostow’un geliştirdiği bir kavramdır.Kalkış kavramı iktisadi gelişme aşamaları teorisine göre 5 aşamadan üçüncüsüdür.12. yüzyılda hala Batı ,Doğu’ya çoğunlukla demir,kereste ve katran gibi hammaddeler ve köle ihraç ediyor ve mamul mallar ile bazı hammaddeler ithal ediyordu.Kağıt,sabun ve mamul dokuma ürünlerine yalnız Yakındoğu sahipti.Ancak 13. yüzyılın ikinci yarısında daha önce Arap ülkelerinden ithal ettikleri kağıdı kullanan Bizans Mahkemeleri artık İtalya’dan ithal ettiklerini kullanmaya başlamışlardı.Özelikle kağıt ve dokuma sanayinde Avrupa’nın başarısının ana nedenlerinden biri su gücünden istifade ederek üretimi mekanikleştirmesiydi. COĞRAFİ KEŞİFLER VE AVRUPA’NIN GENİŞLEMESİ : Ünlü iktisatçı Kuznets’e göre 1492-1776 yılları arasındaki dönemin ekonomik ve hatta sosyal,politik ve kültürel tarihi coğrafi keşifler ve bununla ilgili olaylarla açıklanabilir.17. yüzyıl ortalarındaki Avrupa ekonomisi ile 15. yüzyıl Avrupa ekonomisi arasında önemli farklar vardı.Denizaşırı genişleme sayesinde Avrupa ile Asya arasında doğrudan yeni bir deniz yolu açılmıştı.Dünya tarihi açısından daha önemli bir sonuç ise Avrupalıların Batı yarımküresini ele geçirmeleriydi.15.16. ve 17. yüzyıllar Atlantik Avrupa’sının geliştirdiği okyanus geçebilen ve silahla donatılmış yelkenli gemiler Avrupa’nın bu başarısının temel aracıydı.Avrupai genişleme ilk yüzyılında yalnızca İspanya ve Portekiz’in tekelinde kaldı.Portekizlilerden farklı olarak İspanyollar daha başlangıçta istila ettikleri bölgelere yerleşmeye başladılar.Yerli halka zorla Avrupai teknikleri,araçları ve kurumları benimsetmeye çalıştılar.Batı yarımküresine daha önce bilinmeyen yeni ürünler getirdiler.Tahıl,şeker kamışı,kahve ve çeşitli meyveler ile sebzeler bunlar arasındaydı.At,sığır,koyun,eşek,keçi ve domuz ve pek çok kümes hayvanını Amerika’ya İspanyollar getirdi.Avrupa medeniyetinin Amerika’ya tanıttığı diğer özellikler ateşli silahlar ve alkol ile çiçek,tifüs ve grip gibi salgın hastalıklardı.Avrupa kültürünün yeni dünyaya taşınması ve yerli kültürlerin yok edilmesi Avrupai genişlemenin önemli sonuçlarından biridir.Genişleme Avrupa kültürünü de etkiledi.Bu açıdan önemli bir gelişme ticaret hacminin ve mal çeşitlerinin büyük bir artış göstermesiydi.Şeker plantasyonlarının gelişmesi siyah köle işgücü için büyük bir talep yarattı ve her yıl önemli sayıda siyah köle yeni dünyaya taşındı.Amerika’nın medeniyete en tartışmalı katkılarından biri olan tütün Avrupa’da süratle yayıldı.Amerika’dan patates,domates,fasulye,mısır ve kabak geldi.Asya’dan öğrenilen pirinç Avrupa ve Amerika’da üretildi.Özellikle mısır ve patates üretiminin yaygınlaşması 18. yüzyıldan itibaren Avrupa hızlı bir nüfus artışı dönemine girdiği zaman açlık tehlikesinin azaltılmasına ve yiyecek probleminin çözümlenmesine büyük katkıda bulundu.Lizbon,Orta,Doğu ve Kuzey Avrupa 16. yüzyıldaki ticari genişlemeden pek yararlanamadılar.Tüm Orta Avrupa ekonomik gücünü yiyip bitiren din ve saltanat savaşlarına gömüldü.Büyük keşiflerin getirdiği ekonomik değişmelerden en kazançlı çıkan bölge Alçak Ülkeler,İngiltere ve Kuzey Fransa oldu. NÜFUS : 16. yüzyıldaki nüfus artışının çeşitli sebepleri vardı.Veba ve saflın hastalıklar doğal bağışıklığın gelişmesi ve taşıyıcıları etkileyen ekolojik değişmelerin bir sonucu olarak giderek azalmış,iklimde iyileşme olmuş,daha önceki yüzyıllarda nüfusun düşmüş olması sonucu nüfus ve toprak dengesinde görülen olumlu değişmelerin yol açtığı 15. yüzyıldaki daha yüksek reel ücretler evlenme yaşını düşürerek doğum oranını yükseltmişti.16. yüzyılın sonunda kaynaklar üzerindeki nüfus baskısı aşırıydı.17. yüzyılın ilk yarısında yeni bir veba ve salgın dalgası ile savaşlar nüfus büyümesini sona erdirdi.Avrupa’nın pek çok bölgesinde özellikle İspanya,Almanya ve Polonya’da nüfus 17. yüzyılın büyük bir bölümünde veya tamamında düşme gösterdi.17. yüzyılda nüfus artışının kesilmesinin en basit açıklaması nüfusun kendisini yanına yeterli ölçüde besleyeceği düzeyi aşmış olmasıdır. TARIM : Tarımsal teknolojinin ilerletilememesi ortalama tarımsal verimlilikte durağanlığa hatta düşmeye yol açmıştı.Doğu Avrupa’da dönem başında serflik sosyal ilişkilerin yaygın şekliydi,dönem içinde yaygınlığını giderek artırdı.Lordlar büyük çiftliklerini doğrudan kendileri işletiyordu.İtalya’da küçük mülk sahibi köylüler ve bağımsız çiftçiler olduğu kadar,yoksul ortakçıların ve ücretli işçilerin işlettiği büyük çiftliklerde bulunuyordu.Üretilen ürünler arasında tahılın yanında pirinçte yer alıyordu.Ayrıca bağcılık ve zeytincilik de önemliydi.İspanya,Hristiyan Avrupalıların eline geçmesinden önce gelişmiş bir bahçe tarımına ve sulama sistemine sahipti.İspanyol tarımının diğer bir özelliği köylü ile koyun sürüsü sahipleri arasındaki düşmanlıktı.Bu yüzden İspanyol tarımının prodüktivitesi Batı Avrupa tarımının en düşüğüydü.Batı Avrupa’da Ortaçağ’dan devralınan açık tarla sistemi varlığını sürdürdü.Avrupa’da en gelişmiş tarıma sahip bölge Alçak Ülkeler özellikle de Hollanda’ydı.16. yüzyılda Hollanda modern tarıma geçen ilk bölge oldu. SANAYİ : Sanayinin en önemli kolu dokuma sektörüydü.Bu dönemde dokuma sanayi dağınık bir haldeydi.Ortaçağın sonlarında dokuma sanayinde geçerli olan putting-out sistemi modern dönemlerin başında da devam etti.Karakteristik müteşebbis tüccar sermayedardı.Teknolojik açıdan önemli değişmelerin ortaya çıktığı bir alanda okyanus denizciliğiydi.Fakat en önemli yenilik 16. yüzyılın sonunda ortaya çıkan Fluyt adlı özel ticari taşıma gemileriydi.İstihdam ve üretim itibariyle pek az öneme sahip olan metalurji sanayi savaşlarda ateşli silahların ve topların artan önemi nedeniyle stratejik bir değer kazandı.Denizaşırı keşifler yeni sanayilerin doğuşunu teşvik etti.Şeker ve tütün işleme sanayileri bunlardan en önemlileriydi.Matbaanın icadı kağıt talebini büyük ölçüde artırdı.Ancak bu gelişen sanayilere rağmen Avrupa ekonomisi hala düşük verimli tarıma bağlıydı. KIYMETLİ MADEN AKIŞI VE EKONOMİK SONUÇLARI : Avrupa’nın denizaşırı yayılmasının önemli ekonomik sonuçlarından biri de zengin altın ve gümüş yataklarına sahip olan Meksika ve Peru’nun keşfiydi.Amerika’dan İspanya’ya ithal edilen altın ve gümüş miktarları,Avrupa’ya taşınan kıymetli madenler,mal ve hizmetlere talep yarattı.Arzın elastik olduğu ölçüde talepteki bu yükselme üretimdeki artışla karşılandı.Ancak özelikle tarım sektörünün üretiminde darboğazlar belirince üretim genişlemesi yerini fiyatlarda hızlı bir yükselmeye bıraktı.Bu nedenle 1500-1620 yılları arası iktisat tarihçiler tarafından Fiyat İhtilali Çağı olarak adlandırıldı.Hamilton’un fiyat yükselişleri teorisi Amerikan gümüş ve altınının Avrupa’ya akışı sırasında sıkı bir ilişki olduğunu ileri süren bir teoridir.Fisher’in paranın miktar teorisine dayanan bu görüş önemli, tenkitlere uğradı.Çünkü 1500’lerden itibaren kıymetli maden arzının artışı fiyat yükselişlerinden muhtemelen daha fazlaydı.Bir başka tenkit değişmelerin sırasıyla ilgilidir.Bu görüşe göre ekonomik faaliyetlerin canlanması fiyatların artmasına yol açmış,fiyatların yükselmesi ise madencilik faaliyetlerini hızlandırmıştı.Batı Avrupa’ya kıymetli maden akışının ikinci önemli sonucu faiz hadlerinin düşmesi olmuştur.Bu görüşü ileri süren Cipolla 16. yüzyılda gerçek bir fiyat yükselişini şüpheyle karşılamaktadır.Ona göre 16. yüzyılın mali yapısı açısında en önemli olay fiyatların yükselmesi değil faiz hadlerinin düşmesidir.Kıymetli maden akışının üçüncü önemli ekonomik sonucu ücret artışlarının fiyat artışlarını izleyememesi oldu.Bu görüşe göre fiyatlar yükselirken ücretler ve rantlar kurumsal katılıklar yüzünden geride kaldı,bu artışı izleyemedi.Kıymetli maden akışının bir başka sonucu dış ticaretle ilgiliydi.Daha fazla kıymetli maden arzı,daha fazla uluslar arası ödeme aracı demekti. TİCARET,TİCARET YOLLARI VE TİCARİ ORGANİZASYON : 15. ve 17. yüzyıllar arasında Avrupa ekonomisinin bütün sektörleri içinde en dinamik olanı şüphesiz ticaretti.Bu yüzden 16. yüzyıl Ticaret İnkılabı Dönemi olarak da adlandırılmıştır.16. ve 17. yüzyıllarda yeni ticaret yollarının açılmasının bir sonucu olarak Avrupa ticaretinin ağırlık merkezi Akdeniz’den Kuzey denizlerine kaydı.16. yüzyılın başında lüks nitelik arz eden baharat ticareti yaygınlaştı.Avrupa’nın ticaretinin büyük bir bölümü yağma niteliğindeydi.Yağma mümkün olmadığı zaman Asyalılara silahlar ve diğer savaş araçları fakat en çok da altın ve gümüş verdiler.İngiltere tarafından 18. yüzyılda Hindistan’ın istilasına kadar ticaret dengesi hep Avrupa’nın aleyhineydi.Ticaretin diğer bir alanı da köle ticaretiydi.Büyük şirketlerin kuruluşu,yük sorumluları ile şirketlerin menfaatlerini limanlarda ve gemilerde temsil eden temsilcilerin ortaya çıkışı;deniz sigorta şirketlerinin gelişmesi hep denizaşırı genişlemenin sonuçlarıydı.16. ve 17. yüzyıllardaki ticari gelişmelerin önemli sonuçlarından biri Avrupa ülkelerinde görülen olağanüstü servet birikimiydi.Ancak daha önemli olan değerli ve zengin bir insan sermayesinin oluşmasıydı ki insanlar iş ahlakı,riske girme tecrübesi ve açık fikirlilik sağlamıştı.Şehirlerdeki yerli ve yabancı tüccarlar çift girişli muhasebe sistemi ve kredi kullanımı gibi iş tekniklerini İtalyanlardan öğrenmişlerdi.Ticaret alanındaki diğer gelişmeler bankacılıkla ilgiliydi.Bankacılık alanında iki önemli değişme oldu.Ortaçağ’da ve modern dönemin başlarında hükümet borçlanmaları kralın yaptığı kişisel borçlanmalar olarak görülüyordu.17. yüzyılın sonlarına doğru borçların hükümete ait resmi bir borç olduğu fikri doğdu.İkinci önemli, gelişme banknot kullanımının artışıydı. DEVLET VE EKONOMİ : Modern çağın başlarında Avrupa ülkelerinin ekonomik politikaları iki amaca dönüktü.Ekonomik gücü kullanarak devleti güçlendirmek.Diğeri ise devletin gücünü kullanarak ekonomik gelişmeyi ve ülkenin zenginleşmesini sağlamaktı.1500 ile 1800 yılları arasında Batı Avrupa ülkelerindeki iktisadi fikir ve uygulamalar merkantilizm olarak adlandırılmıştır.16. yüzyılda mali metotlar daha karmaşıklaşmış olmakla birlikte zengin altın ve gümüş stoklarına ilgi devam etti.Külçecilik olarak adlandırılan bu ekonomik politika ülke içinde mümkün olduğu kadar çok altın ve gümüş biriktirmeyi amaçlıyordu.Hükümetler ülke içi arzını bollaştırmak için tahıl ve diğer yiyeceklerin ihracını yasaklarken mamul malların üretimini yalnız ülkenin kendi kendine yeterliliğini güçlendirmek için değil dışarıya satmak amacıyla da teşvik ettiler.Bu ortak yanlarına rağmen merkantilist iktisadi politikalar ülkeden ülkeye farklılıklar gösteriyordu.Bu açıdan ilginç iki örnek Fransa ve İngiltere’dir.Ekonomik milliyetçiliğin en tipik örneği Fransa’da 1661-1683 yılları arasında yaşanan Colbert dönemiydi.Colbertin etkisi o kadar büyüktü ki Colbertizm ile merkantilizm kelimeleri eş anlam kazanmışlardı.Colbert ekonomi üzerinde devlet kontrolünü sistemleştirmeye ve rasyonelleştirmeye,bunun için de vergi sistemini düzeltmeye ve etkinliğini artırmaya çalıştı.Colbert geniş bir sömürge imparatorluğu kurmaya da gayret etti.Dış ticarette tekelci anonim şirketler kurdu.16. ve 17. yüzyıllarda kıta Avrupa’sı ülkelerinde kralların gücü artarken İngiltere’deki gelişmeler 1688’de parlamento kontrolü altında anayasal bir monarşinin doğmasıyla sonuçlandı.Parlamentonun bu gücü kamu maliyesinde daha iyi bir mali yönetim ve daha rasyonel bir vergileme sistemi sağladı.Parlamento dış ekonomik ilişkilerde sıkı bir milliyetçilik politikası izledi.Ülke içinde ise ekonomiyi kontrol etmek istemesine rağmen bunu gerçekleştirecek güçten yoksun olması nedeniyle İngiliz müteşebbisleri dünyada benzeri olmayan bir serbestlikten yararlandılar. MERKANTİLİZM : Ülkenin zenginliği sahip olunan kıymetli maden stokları ile ölçülür.Ülke içinde altın ve gümüş girişini artırmak için müdahaleci bir dış ticaret politikası ile mamul mal ihracatını teşvik edip ithalatı ise önlemek gerekir.
__________________
- Aslında bu derin kuyudan su çekemiyorsun.! - Hangi kuyu? Hangi su?’ - Soran kim? - Sessizlik - Nasıl bir sessizlik. F.Kafka |
VIP Uyurgezer
![]() Üyelik tarihi: Dec 2007
Bulunduğu yer: İstanbul, Edirne
Mesajlar: 13.197
Thanks: 9.830
Thanked 11.101 Times in 5.698 Posts
![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() |
FACEBOOKTA PAYLAS
|
|
|
#7 |
|
ÜNİTE - 7 İSPANYA’NIN EKONOMİK DÜŞÜŞÜ : 16. yüzyılda İspanya Avrupa’nın en geniş imparatorluğuydu.Amerika’da da geniş bir sömürge imparatorluğuna sahipti.Ekonomik gerileme halkın hayat standartlarının düşmesi,kıtlık ve salgın olaylarının artması ve 17. yüzyılda da nüfusun azalması şeklinde kendini gösterdi.İspanya’nın ekonomik düşüşünde yanlış ekonomik politika ve uygulamaları da önemli rol oynadı.İspanya kralları Hristiyan Avrupa’yı birleştirme gayretiyle büyük savaşlara giriştiler.Krallık Amerikan altın ve gümüşüyle büyük bir gelir kaynağına kavuştu.Durumu daha da kötüleştiren toplam gelirlerin hükümet harcamalarını güçlükle karşılayabilmesiydi.Bu ise kralları üçüncü bir gelir kaynağı olarak borçlanmaya itiyordu.Borçlanma olağan bir mali uygulama haline gelmişti.Hükümetin ekonomiye verdiği zararların tek örneği kötü mali yönetim değildi.Mali ihtiyaçlardan kaynaklanan diğer müdahaleler de aynı ölçüde yıkıcıydı.Krallıkça tanınan çeşitli imtiyazlar bu kötü uygulamaların örnekleriydi.İspanya’da herhangi bir uzun dönemli ekonomik politikanın mevcut olmadığının en canlı örnekleri tahıl üretimi ile kumaş sanayidir.Bu geniş imparatorlukta gümrük birliği de yoktu.Her bölge diğerine karşı kendi tarife engellerini yükseltmişti.Hatta her biri ayrı para sistemine sahipti.İspanyol krallarının dini politikaları ülkenin ekonomik gücünü zayıflatıcı diğer bir nedendi.1492’de Yahudilerin kovulması ile ülke pek çok tüccarını,bankerini,fizikçisini ve esnafını;1502’de Müslüman Arapların kovulmasıyla da tarımsal işgücünün önemli bir bölümünü yitirdi.İspanya’nın Amerika’daki topraklarına yönelik politikası da dar görüşlüydü.Hükümet burada da tekelci ve sıkı kontrole dayalı bir politika izledi.İhtisaslaşmış işgücünün azlığı ve devletin isabetsiz politikaları yüzünden ekonomide darboğazlar ortaya çıkmaya başlayınca üretimdeki genişleme durdu,fiyatlar yükseldi ve talebin büyük bir kısmı yabancı mal ve hizmetlere kaydı.
İTALYA’NIN EKONOMİK GERİLEYİŞİ : İtalya nispeten sınırlı bir iç pazara sahip,doğal donanımı yoksul bir ülkeydi.Onun ekonomik zenginliği,ürettiği mamul malların ve hizmetlerin çok yüksek bir oranını ihraç etmesinden kaynaklanıyordu.İtalyan mal ve hizmetlerinin yerini başkalarının almasının temel nedeni İngiliz,Hollandalı,Fransız mal ve hizmetlerinin daha düşük fiyatlarla arz edilmesiydi.Bu fiyat farklılığının ilk önemli sebebi,İtalyan mallarının daha kaliteli olmasıydı.Aynı zamanda İtalya’da üretim maliyetleri de daha yüksekti.Bu durumun birinci nedeni loncaların genidir.İkinci nedeni,İtalyan devletlerinde vergi baskısı yüksekti ve kötü bir şekilde düzenlenmişti.Üçüncü ve daha önemli bir neden ise İtalya’da ücretlerin rakiplere göre daha yüksek olmasıydı.Bu gelişmeler İtalyan ekonomik büyümesinin 16. yüzyıla kadar motorunun teşkil eden dış ticarette büyük değişmelere yol açtı.İtalyan ihracatı hem miktar olarak büyük düşmeler gösterdi,hem de daha çok tarımsal mallar ve yarı mamullerden ibaret olmaya başladı.Ticaretteki bu değişme ekonomide yeni oluşumlara yol açtı.Emek ve sermaye imalat ve hizmet sektörlerinden tarıma kaydı.Böylece İtalya,Avrupa’da az gelişmiş bir bölge olarak yeni ekonomik kariyerine başladı. KUZEY HOLLANDA’NIN EKONOMİK YÜKSELİŞİ : Kuzey Hollanda ekonomisinin en önemli sektörleri tarım,hayvan yetiştiriciliği ve gemiciliğe bağlı olarak Baltık bölgesi ile ticaret ve balıkçılıktı.Ancak 1568’de İspanya’ya karşı isyanla ve bunu izleyen savaşla birlikte Güney Hollanda harap oldu.Hollanda’nın güney bölgeleri İspanya egemenliği altına girdi.Savaş yüzünden önemli tekstil merkezleri zarar gördü.1609’da barış yapıldıktan sonra yedi kuzey eyaleti Hollanda Cumhuriyeti olarak siyasi bağımsızlığını elde etti.Kuzey Hollanda’nın ekonomik hayatiyetinde en önemli rolü Güney Hollanda’dan kaçarak Kuzey Hollanda’ya sığınan insanlar oynadı.Onların arasında pek çok usta,sanatkar,denizci,tüccar,maliyeci ve meslek sahibi bulunuyordu.Bunlar beraberlerinde Kuzey Hollanda’ya sanatkarlığı,ticari bilgiyi,teşebbüs ruhunu ve likit sermayelerini götürdüler.Daha sonra okyanus ticaretinin gösterdiği gelişmeler Kuzey Hollanda’nın bir altın çağa girmesine yol açtı.Kuzey Hollanda 17. yüzyılda gemicilik ve ticarette Avrupa’nın en önde gelen ülkesiydi.17. yüzyılda Hollanda’nın tarım ve imalat sektörleri de oldukça gelişmişti.Hollandalıların tarım,ticaret ve sanayi alanındaki başarılarının bir başkası da iki cansız enerji kaynağı olan kamış ve rüzgarın büyük ölçüde kullanılmasıyla enerji darboğazını aşmalarıydı.Hollandalıların ekonomik başarılarının temelini,dünyanın her yerinde her şeyi diğer ülkelerden daha ucuza satabilmeleri oluşturuyordu.Bunu büyük ölçüde üretim maliyetlerini düşürerek başarmışlardı.Ortaçağ esnaf ve tüccarı,üretim birimi başına karını maksimize etmeye uğraşırdı ve bu nedenle yüksek kalitede ısrar ederdi.Hollandalılar ise kitle üretimine yöneldiler.Satış miktarını artırarak karlarını maksimize etmeye gayret ettiler.Onlar birim başına mütevazi karlarla yetindiler.Hollanda modern dönemin başlarında Avrupa’nın ekonomik açıdan en gelişmiş bölgesi haline geldi.Ekonomik büyümeyi başaran ilk ülke olan Hollanda uzun bir süre Avrupa’da fert başına gelir düzeyi en yüksek ülke olma özelliğini de korudu. İNGİLTERE’NİN EKONOMİK YÜKSELİŞİ : İngiltere Avrupa’nın en iyi yün yetiştiricisiydi.14. yüzyıldan itibaren daha fazla yünlü kumaş üretmeye başlamıştı.Ortaçağın sonlarında yün ve yünlü kumaş,İngiliz ihracatının büyük bir kısmını oluşturuyor ve bu ihracat içinde yünlü kumaşın ham yüne oranı giderek artıyordu.Ekili alanlar han yün ihtiyacını karşılamak için çayırlara dönüştürüldü.Tekstil sanayi tüm kırsal bölgelere yayıldı.Tüccar sayısı arttı.İhracatın gelişmesi ithalatın da büyümesini sağladı.İngiltere’nin ekonomik büyümesinin en önemli nedeni dış ticaretinde görülen büyük genişlemeydi.17. yüzyılın sonunda İngiltere,Hollanda dışında kişi başına dış ticaret değeri en yüksek ülkeydi. İNGİLTERE’NİN TİCARET AĞINI GELİŞTİRMESİNİ MÜMKÜN KILAN KAYNAKLARI : a) İyi gemicilerin ve yetenekli tüccarların çokluğu. b) Fizik ve mali kapitalin nisbi bolluğu c) Gelişmiş bir kredi,ticaret ve sigorta organizasyonunun varlığı. d) Tüccar sınıfının isteklerine karşı duyarlı bir yönetimin mevcudiyeti. e) Krallık deniz gücünün üstünlüğü. ULUSLAR ARASI TİCARETİN İNGİLİZ EKONOMİSİNE KATKILARI : a) Dış ticaret,İngiliz sanayinin ürünlerine talep yaratmıştır. b) Uluslar arası ticaret,İngiliz sanayi ürünlerinin sayısını artıran ve ucuzlatan hammaddeleri elde etme imkanını sağlamıştır. c) Uluslar arası ticaret yoksul ve az gelişmiş ülkelere İngiliz mallarını satın alma gücü sağlamıştır. d) Uluslar arası ticaret,sınai genişlemeyi ve tarımsal gelişmeyi finanse etmeyi kolaylaştıran ekonomik bir fazla yarattı. e) Uluslar arası ticaret dış ticaretin olduğu kadar ülke içi ticaretin de gelişmesinde etkili olan kurumsal yapı ve iş ahlakının doğmasına yardımcı oldu.
__________________
- Aslında bu derin kuyudan su çekemiyorsun.! - Hangi kuyu? Hangi su?’ - Soran kim? - Sessizlik - Nasıl bir sessizlik. F.Kafka |
VIP Uyurgezer
![]() Üyelik tarihi: Dec 2007
Bulunduğu yer: İstanbul, Edirne
Mesajlar: 13.197
Thanks: 9.830
Thanked 11.101 Times in 5.698 Posts
![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() |
FACEBOOKTA PAYLAS
|
|
|
#8 |
|
ÜNİTE - 8
SANAYİ İNKILABINI HAZIRLAYAN FAKTÖRLER : a) Sermeye teşkili oranındaki artış. b) Dünya ticaretinde modern zamanlarda meydana gelen artıştan en büyük payı İngiltere’ni alması. c) Teknolojik değişmelerin ekonomik verimliliği yükseltmesi. d) Serbest ekonominin gelişmesi ve insanların servete karşı daha rasyonel bir ahlaka sahip olmaları. SANAYİ İNKILABININ ZAMANI : İktisat tarihçileri İngiliz sanayi inkılabının ortaya çıktığı zaman konusunda farklı açıklamalarda bulunmuşlardır.Toynbee’ye göre 1750’lerde İngiliz ekonomisinde köklü bir değişim başladı ve bunu 1850’lere doğru tamamlanan hızlı ve genel bir sanayileşme süreci izledi.Clapham ise 1850’de sanayileşmenin yalnızca pamuklu dokuma ve demir sanayileriyle sınırlı olduğunu;makineleşmenin ve fabrika sisteminin diğer alanlara yayılması suretiyle genel bir sanayileşmenin çok daha ileri tarihlerde tamamlandığını ileri sürdü.Nef tarihte devamlılığın esas olduğunu belirterek büyük ölçekli sanayinin ve teknolojik değişmenin başlangıçlarının 16. ve 17. yüzyıla kadar götürülebileceğini ileri sürmüştür.Rostow sanayi inkılabını ani ve hızlı bir değişme olarak görmüş ve onu 1783-1802 gibi çok kısa bir döneme sıkıştıran bir teori geliştirmiştir. SANAYİ İNKILABINI HAZIRLAYAN EKONOMİK DEĞİŞMELER : a) Tarımsal değişmeler. b) Sınai teknoloji ve yenilikler. TARIMSAL DEĞİŞMELER : 17. ve 18. yüzyıllarda eski malikane ilişkilerinde giderek yoğunlaşan teknolojik değişmeler ortaya çıktı.Batı Avrupa ülkelerinde malikane tekniklerinin verimsizliği,tarlaları çizgiler halinde bölmenin yol açtığı güçlükler ve şehir pazarlarının yarattığı yeni imkanlar geleneksel şekilde tarım yapılan toprakların azalmasına yol açtı.Açık tarla sistemi süratle tasfiye olmaya başladı.Fiyatların yükselmesi,şehir nüfusunun artışı ve taşıma imkanlarının gelişmesi artan ölçüde tarımın ticarileşmesini teşvik etti.17. yüzyılın ikinci yarısında bütün bu teknikler Hollanda’dan İngiltere’ye aktarıldı.18. yüzyılda tarımsal gelişme tutkusu tüm İngiltere’yi sardı.Çeşitli ürünler,makineler,gübreler,rotasyonlar,hayvan besiciliği ve tohum çeşitleriyle ilgili denemeler yapıldı.Tarım dergileri yayımlanmaya başlandı.İngiltere’deki tarımsal gelişme parlamentonun toprak sahiplerince gerçekleştirilen sayısız mecburi çevirme hareketine izin vermesiyle de kolaylaştırıldı.Yüzlerce hektardan meydana gelen büyük çiftlikler yaygın işletme haline geldi. SINAİ TEKNOLOJİ : Sanayi kesiminde yer alan yönetim,iletişim,bilişim,enerji ve imalata ilişkin bütün teknolojilerdir. SINAİ TEKNOLOJİ VE YENİLİKLER : 17. yüzyıl boyunca Hollanda sanayi ve teknoloji alanında Avrupa’nın lideri durumundaydı.18. yüzyılda ise İngiltere liderliği ele geçirdi.Sınai teknoloji alanında pek çok yenilik İngiltere’de ortaya çıktı.Bu yenilikler madencilik ve metalurji ile tekstil alanında üretimi büyük ölçüde etkiledi.Madencilik alanında en belirgin artış kömür üretimindeydi.Sınai teşebbüslerin yakınında bir kömür madeninin bulunması sanayinin yerini tayin eden temel bir faktör oldu.Bu gelişme,nüfusun ve üretimin geniş ölçüde coğrafi olarak yer değiştirmesine yol açtı ve Avrupa’nın kömür buluna alanları başlıca nüfus yığılma merkezleri haline geldi.18. yüzyılın başlarında demiri kok kömürü ile eritme metodu keşfedildi.1780’lerde büyük miktarlarda yumuşak demir imal etme imkanı doğdu.Makine parçalarını ustalar,eğeler ve çelik kalemlerle işleyerek uyumu sağlıyorlardı.madenleri çok ince olarak kesebilen torna tezgahlarının icadı,bu güçlüğün çözümü konusunda önemli bir adım oldu.Önemli teknik yeniliklerin olduğu bir diğer alan da tekstil sanayiydi.Dokuma sanayi putting-out sistemi çerçevesinde sanayi inkılabı dönemi öncesinde de önem kazanmıştı.Gerek iplik yapma ve gerekse dokuma safhasında işgücünden tasarruf sağlayacak makineler icat etme çabaları daha 1730’larda başlamıştı.1733’te John Kay bir dokuyucunun iki kişinin işini yapmasına imkan veren uçan mekiği icat etti.1764’te Hargreaves’in icat ettiği çıkrık,1769’da patenti alınan Arkwright’ın su güzüyle çalışan pamuk ipliği tezgahı,ağır ve pahalı bir makine olduğundan fabrika sistemine geçilmesi sonucunu doğurdu.Ancak bu makineler su gücüyle çalıştığından fabrikalar çoğunlukla kırsal bölgelerde kuruluyordu.İplik yapımıyla ilgili en önemli yenilik Crompton’un çıkrık makinesiydi.Bütün bu yeniliklerin sonucunda üretim maliyetleri düşerken,üretim ve ihracat miktarları süratle arttı.Ancak bunların gelenek ve düzenlemelere bağlı olmaları ve hammaddenin işlenmesinin makineleştirilmesinin arz ettiği güçlükler başarıyı geciktirdi.Yeni teknolojilerin yayılmasını yavaşlatan bir diğer faktör de eski, lonca sınırlamaları ile hükümetlerin yeni endüstrileri teşvik etmek ya da eskisini korumak için kurdukları ayrıntılı üretim düzenlemelerinin,tarifelerin ve devlet destekli monopollerin varlığıydı. PATENT HAKKI : Bir yeniliğin başkalarınca kullanımını yasaklayan bir haktır. SANAYİ İNKILABININ SONUÇLARI : a) Nüfus çok hızlı oranda artmaya başladı. b) Batı dünyası geçmişte benzeri olmayan bir hayat seviyesine ulaştı. c) Batı dünyasında tarım hakim ekonomik faaliyet olmaktan çıktı. d) Batı dünyası bir şehir toplumu haline geldi. e) Sürekli teknolojik değişme bir kural haline geldi. f) Gelir dağılımında değişmeler oldu. g) Ekonomik faaliyet aile içi veya mahalli kullanımlardan çok ülke çapında ve uluslar arası pazarlar için üretime doğru ihtisaslaşmaya yöneldi. h) Tipik üretim birimi genişledi. ı) Toprak dışındaki üretim araçları (yani sermaye) sahipliğinin ya da bu araçlarla ilişkinin belirlediği yeni sosyal ve mesleki sınıflar doğdu.
__________________
- Aslında bu derin kuyudan su çekemiyorsun.! - Hangi kuyu? Hangi su?’ - Soran kim? - Sessizlik - Nasıl bir sessizlik. F.Kafka |
VIP Uyurgezer
![]() Üyelik tarihi: Dec 2007
Bulunduğu yer: İstanbul, Edirne
Mesajlar: 13.197
Thanks: 9.830
Thanked 11.101 Times in 5.698 Posts
![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() |
FACEBOOKTA PAYLAS
|
|
|
#9 |
|
ÜNİTE - 9
19. YÜZYILDA NÜFUS VE SOSYAL YAPI : 19. yüzyılda Avrupa nüfusu yüzyıldan daha kısa bir sürede ikiye katlandı.Ucuz ulaşım aynı zamanda göç hareketlerini de hızlandırdı.Şehirleşme,sanayileşme ile birlikte 19.yüzyılda hız kazandı.Tarihsel olarak şehirlerin büyümesinin ana engeli nüfusun temel ihtiyaçlarının karşılanmasındaki güçlüklerdi.Tarımdan sanayiye kayış ve şehirlerin gelişmesi yeni sosyal sınıfların doğmasına neden oldu.19. yüzyılın başında şehirli işçiler nüfusun küçük bir bölümünü meydana getiriyordu.19. yüzyılda sanayileşmenin yol açtığı sosyal yapıyla ilgili bir diğer değişme de okuryazarlığın ve eğitimin yaygınlaşmasıydı.Avrupa ülkeleri arasında sanayileşme ile okuryazarlık düzeyi arasında büyük bir paralellik bulunuyordu. TAŞIMA VE HABERLEŞME ALANINDAKİ GELİŞMELER : Buharlı lokomotif 19. yüzyılda sanayileşmenin yalnızca sembolü değil aynı zamanda onun en önemli aracıydı.Taşıma alanındaki bu gelişmelerin önemli bir sonucu sermaye tasarrufu sağlamasıydı.Haberleşme alanında da önemli gelişmeler oldu.Düzenli posta hizmetleri kuruldu.Taşıma ve haberleşme alanındaki bu değişmelerin etkisi dünyanın ekonomik açıdan bütünleşmesi oldu. TARIMSAL GELİŞME VE ORGANİZASYON : Yeni ürünler,kimyevi gübreler,ileri tarım metotları,tohum geliştirme ve hayvan besiciliği çalışmaları ile etkin rotasyon sistemleri Batı Avrupa’da yiyecek üretiminin büyük ölçüde artmasını sağladı.İki yeni ürün tarımdaki üretim artışında önemli rol oynadı.Patates bir dönüm topraktan elde edilebilen ürünün kalori miktarını dört katına çıkardı.Patatesin üretiminin yaygınlaşması,şehirlerdeki sanayi işçilerinin reel ücretlerinin düşük tutulmasını sağlamıştır.Şeker kamışı ise insanlar için şeker sağlamakla kalmadı artık ve posalarıyla değerli bir sığır besi yemi oldu.Bilimsel tarım ve toprağın etkin kullanımı tarımsal organizasyonda bazı değişiklikleri de gerektirdi.Geleneksel toprak mülkiyeti şekilleri değişti.Ferdi mülkiyet altındaki toprakların sınırları belirlenmiş oldu.Her çiftçi istediği ürünü üretme serbestliğine kavuştu.İngiltere ve Kuzeydoğu Almanya’da yüzlerce hektardan meydana gelen büyük çiftlikler hakim iletme tipi oldu.Avrupa’nın diğer kısımlarında ise küçük üreticilik yaygınlığını devam ettirdi.Serfliğin kaldırılmasını uzun dönemdeki sonucu toprakların köylülerin eline geçmesi oldu.1870’lerde okyanuslarda yük taşıyıcısı olarak buharlı gemilerin yaygınlaşması,Avrupa çiftçisi için denizaşırı bir rakibin ortaya çıkması demekti.İngiltere’de hükümet serbest ticareti tercih ederek çiftçisini korumaya teşebbüs etmedi.Sonuç İngiliz tarımı için çok yıkıcı oldu. SINAİ TEKNOLOJİ VE ORGANİZASYON : İnsan icat etmenin metodunu keşfetti ve 18. yüzyılın sınai yenilikleri fen bilimleri ile çok az yakınlığı olan sanatkar esnaf ve müteşebbislerce gerçekleştirilmişti.Bilimsel ilerleme teknolojik ilerlemenin ön şartı haline geldi.19. yüzyılın sonunda sınai teşebbüsler artık özel araştırma elemanları bulunduruyorlardı.Elektrik ve kimya sanayileri bu gelişmede öncü oldu.19. yüzyılda sanayide teknolojik gelişmelerin en önemli alanlarından birisi enerji üretimiydi.Sanayi alanında diğer bir gelişme elektrik enerjisiyle ilgiliydi.19. yüzyılda ticari kullanıma yönelik pek çok yeni maddenin üretimine başlandı.İlaçlar,patlayıcılar,fotoğraf malzemeleri ve sentetik dokuma hammaddeleri gibi çok çeşitli ürünler elde edildi.Daha önce kok kömürünü yakılması sonucu ortaya çıkan zararlı bir yan ürün olarak kabul edilen katran bu sanayilerin çoğunun hammaddesiydi.Kimya sanayi tarımı da etkiledi.Toprağın bilimsel olarak incelenmesi daha gelişmiş tarım tekniklerine ve suni gübrelerin doğmasına yol açtı.Metalurji alanındaki ana değişme çeliğin ucuzlaması ve bunun sonucu olarak kullanımının yaygınlaşmasıydı.Demir sanayindeki en çarpıcı teknolojik değişme yüzyılın ikinci yarısında çelik üretiminde gerçekleşti.Makinede yapılan üretim malların fiyatlarını düşürdü ve günlük tüketime elverişli malların sayısı oldukça çoğaldı.İnsanların hayat standardı yükseldi.Enerjiyle çalışan makinelerin yaygınlaşmasıyla fabrikalar sınai organizasyonun hakim şekli haline geldi.Yapılan düzenlemelerle şirketlere hukuki bir şahsiyet kazandırıldı ve yatırımcıların sınırlı sorumluluğu esası getirildi.Şirketlerle ilgili değişmenin diğer bir yönü ise büyüklüklerinin artmasıydı. ULUSLAR ARASI TİCARET VE DÜNYA EKONOMİSİNİN GELİŞMESİ : 20. yüzyılın başlarında artık bir dünya ekonomisinden söz etmek mümkündü ve Avrupa bu sistemin dinamizm merkezini oluşturuyordu.19. yüzyılın başında uluslar arası ticaretin serbestçe cereyan etmesini engelleyen biri tabi diğeri suni iki engel bulunuyordu.Yüzyıl ilerledikçe bu iki engel de önemini yitirdi.Yüksek taşıma maliyetlerinden kaynaklanan tabi engeli,demiryolları ile deniz taşımacılığında meydana gelen ilerlemeler hafifletti.İthalat ve ihracat üzerine konan tarifeler ve bazı mallara uygulanan ithalat yasakları gibi suni engeller de yüzyılın sonunda bazı ülkelerde korumacılığa döndü.Uluslar arası ekonominin bütünleşmesinin diğer bir sonucu ülkeler arası fiyat dalgalanmalarının paralellik kazanmasıydı.Uzak mesafeli ticaretin önemi 19. yüzyılda hızla ve büyük ölçüde arttı.1873 krizini izleyen depresyon,sınai dönemin en şiddetli ve en yaygın bunalımıydı.Bu bunalımın sonucunda bazı ülkeler korumacılığa döndüler.Geniş Asya ve Afrika kıtası 19. yüzyıla kadar ticari genişlemeye çok sınırlı ölçüde katılmışlardı.19. yüzyılın sonuna gelmeden Asya ve Afrika’nın da dünya ekonomisiyle bütünleşmesi gerçekleşti.Sermayenin uluslar arası dolaşımı da büyük bir artış gösterdi.Sermaye ihracı da uluslar arası ekonomik bütünleşmeyi güçlendirdi.Böylece sermaye ihracı siyasi kontrol kurmanın bir aracı olarak da kullanılıyordu. LAİSSEZ FAİRE FELSEFESİ : Devlet yalnızca toplumu şiddet ve istilaya karşı korumalı,adalet hükümlerini yerine getirmeli ve kişilerin ilgi göstermeyeceği bazı kamu işlerini yürütmelidir. DEVLET VE EKONOMİK HAYAT : Ekonomik liberalizm,serbest ticaret yanında ekonomide devletin rolünün azaltılmasını da öngörüyordu.Ekonomik düşünce alanındaki bu değişmeler 19. yüzyılda değişen derecelerde olmak üzere ekonomik hayatın kontrolünde devletin rolünün azaltılmasına neden oldu.Bu azalma kıta Avrupa’sında İngiltere’ye göre daha sınırlı kaldı.İngiltere genellikle laissez-faire felsefesinin vatanı olarak bilinir.1815’te sona eren Napolyon Savaşları’ndan sonra 19. yüzyıl boyunca İngiltere’de merkezi hükümetin harcamalarının milli gelire oranı % 10’un altında kalmıştı.İngiltere merkezi bir bürokrasiye sahip değildi ve daha önemlisi en geçerli ekonomik fikirler,kişisel menfaatlerin uzun dönemde toplumun bir bütün olarak iyiliğini sağlamaya yeterli olacağı inancını doğurmuştu.İngiliz hükümeti gümrük tarifeleri ve devlet işletmeciliği konusunda da liberal bir politika izledi.İngiliz sanayileşmesinde hemen hemen hiç rol oynamayan askeri düşünceler,Alman hükümetinin yöneticilerinin temel hareket noktalarından biriydi.Alman demiryollarının büyük bir bölümü özel şirketlerce yapıldı.Ancak demiryollarının önemli bir bölümü devlet mülkiyetindeydi ve resmi olarak işletiliyordu. SANAYİLEŞMENİN YAYILMASI : Sanayi inkılabı,tarım inkılabının aksine çok kısa bir sürede yayılma gösterdi.19. yüzyılın ortalarına kadar sanayileşme sürecinde kömür kaynaklarının mevcudiyeti önemliydi.Sanayileşmeye İngiltere’den daha sonra başlayan ülkeler hem avantajlı hem de dezavantajlı bir durumdaydılar.Avantajları,önlerinde izleyecek bir örneğe sahip olmaları;dezavantajları ise İngiltere gibi büyük bir sınai güçle rekabet etmek zorunda kalmalarıydı. İNGİLTERE : İlk sanayi devleti olan İngiltere 19. yüzyılda dünyanın en önde gelen sınai ve ticari gücüydü.Birleşik Amerika ve 20. yüzyılın başında Almanya toplam sınai üretimde İngiltere’yi geride bıraktı.İngiliz refahının temelleri olan dokuma,kömür,demir ve makine imalatı sanayileri 19. yüzyılda durumlarını korudu.İngiltere sınai zaferini sınırlı bir kaynak donatımıyla başarmıştı.Dünyanın daha az gelişmiş fakat daha zengin kaynak donatımına sahip olan diğer ülkeleri sanayileşmeye başlayınca İngiltere nisbi olarak geride kaldı.İngiltere’nin bu nisbi düşüşünün bir açıklaması müteşebbis başarısızlığıdır.İngiliz müteşebbisleri yeniliğe kapalı kalmışlardı.İngiliz sınai gelişme hızın İngiliz sınai gelişme hızının yavaşlığı ve teşebbüs yetersizliği kısmen İngiliz eğitim sisteminin geriliğiyle ilgiliydi.Bütün bunlara rağmen 1914’te ortalama gelir düzeyinde bir İngiliz,Avrupa’nın en yüksek hayat standardına sahipti. BİRLEŞİK AMERİKA : Ülkenin gelir ve serveti nüfusundan daha hızlı arttı.Ülkede toprağa ve diğer kaynaklara göre emeğin nisbi kıtlığı,yüksek ücretlere ve dolayısıyla Avrupa’dan daha yüksek bir hayat standardına yol açtı.Hızlı teknolojik gelişme ve artan bölgesel ihtisaslaşma Birleşik Amerika’nın ekonomik büyüme oranı itibariyle de Avrupa’yı geride bırakmasına yol açtı.Kırsal sanayinin çöküşü ancak elektrik kullanımının yaygınlaşmasından sonra oldu.1890’larda artık Birleşik Amerika dünyanın en güçlü sanayi ülkesiydi. ALMANYA : 19. yüzyıl Alman ekonomik tarihi kabaca üç döneme ayrılabilir.İlki yüzyılın başından 1833’te Zollverein’in teşekkülüne kadar süren dönemdi.1870’lere kadar süren ikinci dönemde bilinçli bir taklit ve ödünç alma politikası ile sanayi,taşımacılık ve maliye alanlarında modern bir yapının maddi temelleri atıldı.Son dönemde ise Almanya,kıta Avrupa’sının sınai liderliğine yükseldi.Bu sayede ülke içinde tüm iç gümrük engelleri kaldırılmış,bir Alman ortak pazarı yaratılmış ve dışa karşı ortak bir gümrük tarifesi uygulanmaya başlanmıştı.Birleşik bir Alman ekonomisini mümkün kılan Zollverein’di.Fakat onu fiilen gerçekleştiren demiryollarıydı.Almanya’da yatırım ve ara mallarına verilen bu ağırlık Alman sanayinin bir özelliğiydi.Alman sanayi ile bankacılık sistemi arasındaki bu sıkı ilişki firmaların büyümesini sağlayan temel unsurdu.Alman sanayinin nihai bir özelliği de kartellerin hakimiyetiydi.Karteller fiyatların tespiti,üretimin sınırlandırılması,pazarların paylaşımı gibi tekelci uygulamaların gerçekleştirilebilmesi için bağımsız firmalar arasında yapılmış anlaşmalardı.1. Dünya Savaşı arifesinde Birleşmiş Alman İmparatorluğu,Avrupa’nın en güçlü sanayi ülkesiydi. RUSYA : 20. yüzyılın başında Rus İmparatorluğu,nüfus ve toprakları itibariyle Avrupa’nın en önde gelen ülkesiydi.Ancak Rusya hala bir tarım ülkesiydi.İşgücünün üçte ikisi tarımla uğraşıyor ve milli gelirinin yarısından fazlası tarımdan elde ediliyordu.19. yüzyılın ilk yarısından itibaren özellikle de 1930’lardan sonra sanayileşme çok daha belirgin bir nitelik kazandı.1.Dünya Savaşı öncesi yarım yüzyılda Rus ekonomisi daha modern ve teknolojik olarak daha etkin bir sisteme ulaşma yolunda önemli değişmeler geçirdi. JAPONYA : 19. yüzyılda sanayileşen ülkeler arasına katılan bir diğer ülke de Japonya’ydı.Japonya’yı sanayileşme tecrübesi açısından ilginç kılan özelliği tamamıyla Batı geleneği dışında olduğu halde sanayileşmeyi başaran tek ülke olmasıydı.1853 ve 1854’te Birleşik Amerika’nın askeri tehdidiyle Japonya,Batı ülkeleriyle diplomatik ve ticari ilişki kurmak zorunda kaldı.Modern Japonya,1912’ye kadar hüküm süren Meiji döneminde doğdu.Sanayileşme için gerekli ithalatı karşılayacak ihracat gelirlerini sağlama yükü tarım sektörüne düştü.Japonya’nın yerli hammaddelere dayalı geleneksel iki sanayi kolu ipekli ve pamuklu dokumaydı.Diğer bir önemli tarımsal ihraç malı çaydı.1850’lerdeki geri ve geleneksel Japon ekonomisinin 1. Dünya Savaşı sırasında büyük bir sınai güç haline gelmesi şaşırtıcı bir olaydır.Bazı dalgalanmalar görülmekle birlikte Amerika ve Avrupa’daki şiddetli depresyon ve durgunluklarda olduğu gibi ekonomik büyüme oranı Japonya’da hiçbir zaman sıfıra inmedi.
__________________
- Aslında bu derin kuyudan su çekemiyorsun.! - Hangi kuyu? Hangi su?’ - Soran kim? - Sessizlik - Nasıl bir sessizlik. F.Kafka Konu dmtgnr tarafından (10-12-2008 Saat 11:12 PM ) değiştirilmiştir. |
VIP Uyurgezer
![]() Üyelik tarihi: Dec 2007
Bulunduğu yer: İstanbul, Edirne
Mesajlar: 13.197
Thanks: 9.830
Thanked 11.101 Times in 5.698 Posts
![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() |
FACEBOOKTA PAYLAS
|
|
|
#10 |
|
ÜNİTE - 10
20. YÜZYILDA YAPISAL DEĞİŞMELER : a)NÜFUS VE EKONOMİK KAYNAKLAR : 20. yüzyılda Avrupa’da nüfus artışı dururken,dünyanın diğer bölgelerinde nüfus hızla çoğalmaya başladı.19. yüzyılda Avrupa’da hız kazanan ve 20. yüzyılda da devam eden şehirleşme hareketi dünyanın diğer bölgelerine yayılmıştır.Çünkü şehirlerde verimlilik ve gelirler kırsal bölgelerden daha yüksektir.19. yüzyıldaki göçlerin büyük bir bölümü ekonomik nedenlere dayanıyordu.20. yüzyılda bu faktör öneminin korumakla birlikte savaş ve ihtilallerden kaynaklanan siyasi baskılar da önemli göçlere neden olmuştur.20. yüzyılda nüfusun hızla çoğalması ve dünyanın en azından bir bölümünde refahın artması ekonomik kaynaklara büyük bir talep yarattı.20. yüzyılda ekonomik kaynaklar açısından en önemli gelişme enerji alanında olmuştur. b)SINAİ TEKNOLOJİ VE ORGANİZASYON : Geçmiş çağlarda toplumların başarısının ölçüsü çevrelerine uyabilme yetenekleriydi.20. yüzyılda ise başarı çevreye hükmetmekle ve onu toplumun ihtiyaçlarına göre şekillendirebilmekle mümkündü.Çevreye hükmetmenin temel aracı ise teknoloji ve özellikle de modern bilime dayalı teknolojiydi.20. yüzyılın başında insanlar buharlı lokomotiflerle saatte 120 km. hızla seyahat edebiliyorlardı.Telgrafın gelişimine kadar uzak mesafeler arasında haberleşme hızı,insanların hızına bağlıydı.Bilimsel ve teknik ilerlemenin ön şartı,eğitilmiş bir insan gücü yani beyingücü havuzunun varlığıdır.Gelişmiş ve geri kalmış bölgeler arasındaki büyüyen teknik açığın önemli bir nedeni eğitim düzeylerinin farklılığıdır.Bilimsel teknolojinin uygulanışı insan emeğinin verimini büyük ölçüde artırmıştır.Enerji üretimindeki artış daha belirgindir.20. yüzyılın en karakteristik yeniliklerinden diğer ikisi de otomobil ve uçaklardı.Bilimin teknolojiye uygulanmasının en çarpıcı nihai örneği uzayın keşfi oldu.1969’da aya ilk kez insan ayağı bastı.Sınırlı sorumlu anonim şirket tipi 20. yüzyılın başında önde gelen sanayi ülkelerinde tam anlamıyla kurulmuştu.20. yüzyıldaki diğer önemli bir gelişme yatırım mallarından tüketim mallarına kadar çok çeşitli ürünlerin tüketim ve satışlarıyla uğraşan dev şirketlerin doğmasıydı.20. yüzyılda sanayi hayatıyla ilgili nihai bir gelişme de çoğu Batı ülkesinde işçilerin örgütlenme ve toplu pazarlık haklarının artık tanınmış olmasıydı. c)ULUSLARARASI EKONOMİK İLİŞKİLER : 1914 öncesinde dünya ekonomisine Avrupa,özellikle de Batı Avrupa ile Birleşik Amerika hükmetmekteydi.1. Dünya Savaşı ve 1917 Rus İhtilali bu yapıda önemli değişmelere yol açtı.Çarlık Rusya’sı yerini Sovyetler Birliği’ne bıraktı.Doğu ve Orta Avrupa’daki Habsburg İmparatorluğu sona erdi.Almanya denizaşırı sömürgelerini kaybetmekle kalmadı,Avrupa’daki toprak ve nüfusunun bir bölümünü de kaybetti.Savaş öncesinde küçük bir imparatorluk olan Japonya büyüdü ve önemli bir ekonomik güç haline geldi.Avrupa’nın dünya ticareti ve üretimindeki payı azalırken,Birleşik Amerika,İngiliz Uluslar Topluluğu ve Japonya’nın payı büyük ölçüde arttı.2. Dünya Savaşı da uluslar arası ilişkilerde önemli bir değişime neden oldu.Avrupa artık politik ve ekonomik hegemonyasını önemli ölçüde kaybetti.Avrupa’nın büyük güçleri arasındaki rekabet yerini iki yeni süper güç olan Birleşik Amerika ve Sovyetler Birliği arasındaki rekabete bıraktı.2. Dünya Savaşı sömürgeciliğe de önemli bir darbe vurdu.1960’ların ortalarına gelmeden eski Avrupalı sömürgeciler,Asya ve Afrika’daki tüm sömürgelerine bağımsızlıklarını tanımak zorunda kaldılar. d)DEVLET VE EKONOMİK HAYAT : 20. yüzyılda tüm milletleri etkileyen diğer önemli bir değişme ekonomide büyük ölçüde genişleyen devlet rolüydü.Sovyetler Birliği’nde ve diğer Sovyet tipi ekonomilerde hükümetler geniş kapsamlı bir ekonomik planlama ve kontrol sistemiyle ekonominin tüm sorumluluğunu üstlendi.Batı Avrupa milletlerinde bu uygulamalar karma ekonomi olarak adlandırıldı.Kamunun büyümesinin diğer bir nedeni olan transfer ödemeleri de 19. yüzyılın sonlarında doğmuştu.Kamu sektörünün büyümesinin istatistik ifadesi devlet harcamalarının artışıydı. I. DÜNYA SAVAŞI’NIN EKONOMİK SONUÇLARI : Uluslar arası ticaretin kesintiye uğraması ve devlet müdahalesinin ortaya çıkışı kadar dış pazarların kaybı da uzun ömürlü etkilere yol açtı.Savaş dünya tarımının dengesini altüst etti.Savaşın yol açtığı diğer bir kayıp da dış yatırım gelirleriydi.Milli ve milletlerarası düzeyde nihai bir ekonomik problem de enflasyondu. YENİ MERKANTİLİZM : Devletin ekonomik canlanmayı ve kalkınmayı sağlamak amacıyla ihracatı artırmak için dış ticarete müdahale etmesidir. BARIŞIN EKONOMİK SONUCU : Savaş sonrasının ekonomik problemleri ekonomik milliyetçiliğin doğuşu ile parasal ve mali problemlerdi.Yeni merkantilizm olarak adlandırılan bu uygulamalar,diğer devletlerin karşı tedbirler getirmesiyle yaygınlaşarak ticaretin daha da sınırlanmasına yol açtı.Savaşın doğurduğu ve barışın şiddetlendirdiği mali ve parasal problemler ise uluslar arası ekonominin tamamen dağılmasına yol açtı.Bu karışıklığın temelinde tazminat meselesi ile savaş dönemindeki borçlanmaların geri ödenmesi problemi yatıyordu.Avrupalı müttefikler,birbirlerine olan borçlarını kayden borç olarak kabul ediyorlar ve savaş sonrasında karşılıklı olarak tasfiye etmeyi umuyorlardı.Diğer bir problem savaş tazminatı meselesiydi.Zayıflamış Avrupa ekonomileri ve uluslar arası ekonominin kritik durumu karşısında Fransa,İngiltere ve diğer müttefik ülkelerin Birleşik Amerika’ya olan borçlarını ödeyebilmeleri tazminat olarak alacakları miktarlara;Almanya’nın tazminat ödeme kapasitesi ise ödemelerini yapabileceği dövizi ve altını elde edeceği ihracat fazlasına bağlıydı.Enflasyon Alman toplumunda derin yaralar açtı.Bu gelişmeler Amerikan sermayesinin özel yatırımlar şeklinde Almanya’ya akmasını sağladı.Savaş sonrası İngiltere’de ekonomik problemler büyüdü.İngiltere savaşın finansmanı için bir tedbir olarak 1914’te altın standardını terk etmişti.Birleşik Amerika,Almanya ve Fransa başta olmak üzere çoğu ülkeler bir refah dönemine girmişti.Ancak bu refah Amerika’da Almanya’ya fon akışının devamına bağlı her an bozulabilir bir denge üzerine kurulmuştu. BÜYÜK BUNALIM : Avrupa ülkelerinden farklı olarak Birleşik Amerika savaştan çok daha güçlü olarak çıktı.Ekonomik olarak net borç alan bir ülke iken,net borç veren bir ülke durumuna geldi.1929 ekiminde New York borsasının çöküşü daha sonra özellikle sanayileşmiş dünyayı etkileyen bir krize dönüştü.Krizin kaynağı İngiltere ve Birleşik Amerika’nın politikalarıydı.Eğer Birleşik Amerika daha açık politikalar izleseydi bunalım daha kısa süreli ve daha hafif olabilirdi.Bunalımın uzun dönemdeki en önemli sonucu ekonomide devletin rolünün artması ve üçüncü dünya ülkelerinde ithal ikamesine dönük sanayilerin geliştirilmesi çabalarıydı. 2. DÜNYA SAVAŞI VE DÜNYA EKONOMİSİNİN YENİDEN İNŞASI : Savaş sonunda tüm ülkelerde politik,sosyal ve ekonomik reformlar için geniş bir kamu talebi vardı.1944’te bu alanda iki uluslar arası kuruluşun temeli atıldı.Uluslararası Para Fonu (IMF) ve Dünya Bankası (IBRD).İMF çeşitli dünya paraları arasındaki değişim oranının düzenlenmesi ve ülkeler arasındaki kısa dönemli ödemeler dengesi problemlerinin çözümlenmesi görevini üstlenmişti.Dünya Bankası ise,hem savaştan zarar gören ekonomilerin yeniden inşası,hem de yoksul ülkelerin gelişmesi için uzun dönemli krediler verecekti.İki kuruluşun işler hale gelmesi 1946’ya kadar mümkün olmadı.1930’ların parasal ve mali kargaşa arasında pek çok ülke döviz kontrolü uygulamaya başlamıştı.Avrupa’daki en büyük kıtlık ise dolar kıtlığıydı.Problemin çözümünü Marshall Planı çerçevesinde Avrupa Ekonomik İşbirliği Örgütü (OEEC) aracılığıyla Avrupa’ya akan yardımlar sağladı.Avrupa’ya 1947 sonu ile 1952 başları arasında Birleşik Amerika’dan borç ve hibe şeklinde 13 milyar dolar ekonomik yardım aktı.Marshall Planı 1952’de sona erdi.Yalnızca Batı Avrupa’nın ekonomik canlanması başarılmış olmadı,aynı zamanda ekonomik gelişmeleri teşvik edecek OECC gibi yeni kurumlar doğmuş oldu.Bunlardan en önemlisi Avrupa Ödemeler Birliği (EPU) kuruldu.EPU’nun kurulmasından sonraki 20 yıl içinde dünya ticareti yıllık olarak % 8 büyüdü.EPU o denli başarılı oldu ki 1958’de OECC ülkeleri paranın konvertibilitesini yeniden kurabildiler.1961’de OECC Birleşik Amerika ve Kanada’yı ve daha sonra da Japonya ve Avustralya’yı içine alarak Ekonomik İşbirliği ve Kalkınma Örgütü (OECD) şekline dönüştü.Kuruluşun yeni amacı ileri sanayi ülkelerinin azgelişmiş ülkelere yardımlarını koordine etmek,makro ekonomik politikalar üzerinde uzlaşma imkanları aramak ve karşılıklı problemlerin çözümlenmesine yardımcı olmaktı.2. Dünya Savaşı’ndan sonraki çeyrek yüzyıl,sanayileşmiş ülkelerde en uzun ve en yüksek oranlı ekonomik büyümenin yaşandığı dönem oldu.Avrupa ekonomisinin bu yeniden inşası ekonomik bir mucize olarak adlandırıldı.Bu mucizede rol oynayan ilk faktör Amerikan yardımıydı.Diğer önemli bir faktör hükümetlerin tutum ve rolleriydi.Hükümetler doğrudan ve dolaylı olarak ekonomik hayata çok geniş ölçüde katılarak bazı temel sanayileri millileştirdiler.Uluslararası düzeyde hükümetler arası işbirliği de ekonomik performansındaki etkinliğin bir diğer önemli nedeniydi.Uzun dönemde Avrupa’nın beşeri sermaye gücü de önemliydi. MARSHALL PLANI :1947 yılında ABD Dışişleri Bakanı George Marshall’ın Harvard Üniversitesi’nde yaptığı bir konuşmada temelleri atılan ve Avrupa’da savaştan zarar gören ekonomilerin ayağa kalkması için tek taraflı olarak yapılan yardımları kapsayan programın adıdır.
__________________
- Aslında bu derin kuyudan su çekemiyorsun.! - Hangi kuyu? Hangi su?’ - Soran kim? - Sessizlik - Nasıl bir sessizlik. F.Kafka |
VIP Uyurgezer
![]() Üyelik tarihi: Dec 2007
Bulunduğu yer: İstanbul, Edirne
Mesajlar: 13.197
Thanks: 9.830
Thanked 11.101 Times in 5.698 Posts
![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() |
FACEBOOKTA PAYLAS
|
![]() |
| Seçenekler | |
|
|
![]() |
![]() |