unlulerkadinoyunspor

Anasayfa Forum Y.Mesajlar KontrolPanel Arama UGvideo Sözlük
HızlıLink

Go Back   Bedava Full indir download bedava keygen oyun game program serial altyazı google adwords google adsense > Güzel Sanatlar > Dil Sanatları

Dil Sanatları edebiyat ve yazı türlerini kapsayan sanatlardır: roman, hikâye, şiir, deneme, tiyatro metni, film senaryosu vb. gibi.

Yeni Konu aç Cevapla
 
Seçenekler
Alt 06-20-2008   #1
Standart Tretman Örneği...

Bir sinopsisi yazarken sadece ana olayları belirtmek yeterlidir. Çünkü önemli olan, yazılması planlanan hikayenin derli toplu bir özetini hazırlamak, gerektiğinde bu hikayeyi 3. kişilere okutarak onların fikirlerini alabilmektir. Snopsis, yazılmış senaryoların tanıtımı ve pazarlanması konusunda da önemli bir işlev üstlenir.

Filmdeki olayların sahnelenmesi ve sıraya dizilmesi tretman aşamasında yapılır. Tretman, yazılması planlanan senaryonun geniş bir özeti olacaktır. Göz gezdirmenin kolay olması sebebiyle de, bağlantı hatalarının kolayca görüldüğü ve eklenecek sahnelerin kolayca ilave edilebilip, çıkarılacak sahnelerin kolayca çıkarıldığı bir yazım türüdür. Bu senaryo yazımına, tretmanın tamamen olgunlaşmasından sonra başlamak yazara büyük kolaylık sağlayacaktır.

Aşağıda sunulan tretman örneği, Kemal Tahir'in "Göl İnsanları" adlı hikaye kitabında yer alan "Arabacı" adlı öykünün serbest bir uyarlamasıdır ve herhangi bir şekilde filme aktarılmamıştır.
reiki_mu
Reiki Master
 
reiki_mu - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: Jan 2007
Bulunduğu yer: Ege
Mesajlar: 38.168
Thanks: 7.683
Thanked 26.990 Times in 12.286 Posts
reiki_mu has a reputation beyond reputereiki_mu has a reputation beyond reputereiki_mu has a reputation beyond reputereiki_mu has a reputation beyond reputereiki_mu has a reputation beyond reputereiki_mu has a reputation beyond reputereiki_mu has a reputation beyond reputereiki_mu has a reputation beyond reputereiki_mu has a reputation beyond reputereiki_mu has a reputation beyond reputereiki_mu has a reputation beyond repute
FACEBOOKTA PAYLAS Alıntı ile Cevapla  
yorumla
Alt 06-20-2008   #2
Standart Cevap: Tretman Örneği...

"Arabacı"/ Kemal Tahir :




l- Köy yolunda bir araba hızla ilerlemektedir. Arabacı zayıf , elmacık kemikleri çıkık biridir. Pınarbaşı gibi bir yere gelince arabayı durdurur. Arabadan iner. Arabanın dingilini düzeltir. Ön taraftaki çuvalları arkaya yerleştirir. Hayvanların terini siler. Uzun bir yolculuğa çıkacak gibi hazırlanmaktadır. Sonra arabanın üstüne atlar. Kamçısını şaklatıp, yoluna devam eder. (Jenerik altı)

2- Araba şose yolda ilerlemektedir. Arabacı, dinç atlarına iftiharla bakar. Sonra bir ayağını altına alarak, keyifle, filtresiz sigarasından bir tane yakar. Etraf sessizdir. Sadece tekerlek ve hayvanların boynundaki zillerin sesleri duyulmaktadır. Arabacı, eşeklerine binmiş, köylerine dönmekte olan üç köylüyü geride bırakır. Geçerken eliyle de onları selamlamayı unutmaz. Az ileride, yol kenarındaki bir su birikintisi içinde dinlenen kaz sürüsüne, ilk defa görüyormuş gibi merakla bakar.

3- Araba, tahtaları ses çıkaran bir köprüden geçer. İleride, hızlı hızlı yürümekte olan iki köylü kadını farkeder. Araba kadınlara yaklaşınca, kadınlar dönüp bakarlar. Arabacı arabayı yavaşlatır. Kadınların yanına gelince de durur. "Suhisarı'na buradan mı gidilir, teyzeler?" diye sorar. Kadınlardan, omuzunda heybe olanı, "Bedavaya olmaz. Bizi arabaya al da yolu gösteriverelim." der. Arabacı, konuşmayan diğer kadına bakar. Yüzünü, gözlerine kadar kapadığı için yaşı belli olmamaktadır. Arabacı kadınları arkadaki çuvalların üstüne bindirir. Hayvanları kamçılayıp yola çıktıktan sonra, Suhisarı'nın kaç saat çektiğini sorar. Soruya yine heybeli kadın cevap verir. Arabayla üç saattir. Arabacı, Suhisarı'na bir saat kala uyarmalarını, atları sulaması gerektiğini söyler.

4- Genel çekim ile, arabanın şose yolda hızla gitmekte olduğu görülür. Kamera kalkar. Güneş artık batmaya doğru yönelmiştir.

5 - Çeşme gibi bir yerin başında araba durmuştur. Atlar su içmekte, arabacı da elini yüzünü yıkamaktadır. Kadınlar arabadan ayrılmamışlardır. Heybeli kadın arabacıya, nereli olduğunu, kimi kimsesi olup olmadığını, niye evlenmediğini sorar. Arabacı işine ara vermeden cevap verirken, bir yandan da garip bulduğu diğer, konuşmayan kadını kaçamak gözlerle süzmektedir. Heybeli kadın, arabacının 25 yaşına girdiğini öğrenince, evlenmek için yaşının geçmekte olduğunu söyler. Arabacı, adının Halime olduğunu öğrendiği heybeli kadının sorusunu, "kimsesizlik işte" diyerek geçiştirir, sonra hafif bir ıslık öttürerek işine devam eder. Bir süre sessizlik olur. Az sonra kadınlar kendi aralarında fısıldaşmaya başlar. Arabacı kulak kabartmasına rağmen, ne konuştuklarını anlayamaz. Buna biraz da kızar ve "Hadi bakalım, gidiyoruz" diyerek atları yola hazırlar. Lafı atlardan çok, kadınlara yöneliktir. Kadınlar fısıldaşmayı kesip arabaya binerler.

6- Arabacı Suhisarı'nda tahta yükler ve Kurşunlu nahiyesine gotüreceğini söyler. Daha sonra, işinin sadece arabacılık olmadığını, çiftçilik, rençberlik işinden de anladığını söyler. Kadınlar yine fısıldaşmaya başlarlar. Arabacı "Daha çok var mı teyze?" diye fısıldaşmalarını böler. Halime kadın, az ilerideki susadan sola sapacağını söyler. Arabacı, onların köyünün nerede olduğunu sorar. Suhisarı'ndan sonra bir-iki saatlik uzaklıktaki Aslanlar köyüdür. Heybeli kadın, "Yolun bizim köye uğrasaydı, seni evlendirirdim." der. Arabacı, namus ehli bir kadın bulsa hiç beklemeyip hemen evlenebileceğini söyler. Kadın, köylerinde namus ehli, güzelce biri olduğunu, ama dul olduğunu söyler. Arabacı için dul olması önemli değildir. Tahta bir köprüyü daha geçerler. Az ileride kadın, "buradan sola dönülecek" diye bir yol gösterir. Arabacı sola döner. Güneş artık iyice alçalmıştır.

7- Yol biraz daha daralmıştır. Etrafta kurbağa bağırtıları duyulmaktadır. Halime kadın, bu gece işinin acele olup olmadığını, gelmişken bir hayır yapmak niyetinde olduğunu söyler. Arabacı anlar, ama anlamamış gibi, "Nasıl bir hayır?" diye sorar. Kadın açıklamak ihtiyacı hisseder. Bahsettiği kız, yanında bulunan kızkardeşinin kızıdır. İsterse bu gece köye kadar gelip kızı görebilecektir. "Olur ya, belki kanın ısınır" der. Arabacı bir an düşünür. "Pekala! Gidelim bakalım" der. Kadınlar belli belirsiz gülümser. Arabacı, atları kamçılayıp arabayı hızlandırır.

8- Arabanın tekerlekleri hızla ilerlemektedir. Heybeli kadın köyünü ve kızı anlatmaya devam etmektedir. Hava epeyce karardığı için, arabacının yüzünü endişe kaplamıştır. Yüzünün sol yanındaki tiki, sinirden atmaya başlamıştır. Eliyle, yüzünün o yanını tutar. Kendi kendine "Hayırdır İnşallah!" der. Dönüp, konuşmakta olan kadına bakar. "Suhisarı ne tarafta kaldı teyze, geçtik mi?" der. Kadın, aşağılarda hayal meyal görünen kasabayı gösterir. "İşte şurda. Az önce geçtiğimiz sapaktan gidiliyordu" der. Arabacı dönüp sapağa bakar. 80-100 metre kadar geçmişlerdir. Arabacı arabayı gayri ihtiyari yavaşlatır. Kasabaya doğru bakar. Evlerin ışıkları tek tük yanmaya başlamıştır. Bir de gidecekleri yola bakar. Kapkaranlık gözükmektedir. Kadın arabacının tereddüt ettiğini görünce, " Vaz mı geçtin oğlum?" diye sorar. Arabacı geri dönmeyi erkekliğe yediremez. "Yoo!" diye kekeler. Sonra yola devam eder.

9- Araba, düz bir çayırlığın ortasında hızla ilerlemektedir. Kadın, buranın düzlüğüne aldanmamasını, köy yoluna değme arabacıların giremediğini söyler. Arabacı "Evvel Allah!" diye kasılma ihtiyacı hisseder. Az sonra araba sarsılmaya başlar. Düz yol bitmiş, taşlı bir yola girilmiştir. Arabacı arkaya bakar. "Merak etme teyze" der. Kadınlar oturdukları dingilin üstünde hoplamaktadırlar.

l0- Hafif yokuş ve taşlı bir yol.. Güneş batmış, ama ay ışığı etrafı aydınlatmaktadır. Araba durmuş, arabacı arabanın arka dingilini kısaltmaktadır. Dingili bağlayınca yine arabaya binilir. Ama sarsıntı artmıştır. Arabacı ağzındaki sigarayı hırsla yere atar. Dizginleri daha sağlam tutar.

ll- Tepenin üstünde keçi yolu gibi dar bir yolda arabacı yayan olarak atların dizginlerinden tutmuş, arabanın diğer yandaki uçuruma yuvarlanmaması için dikkat sarfetmektedir. Kadınlar da arabanın arkasından yürümektedirler. Tepeye ulaşınca arabayı durdurur. "Hadi, atlayın bakalım!" diye kadınlara seslenir. Sonra ceketini çıkarıp arabanın üstüne atar. Beline taktığı tabancasını görür. Kadınlara kaçamak bir göz atar. Gömleğini arkadan dışarı çıkarıp tabancayı örter. Kendi de arabanın üstüne atlar. Yavaş yavaş yokuşu inmeye başlar. Kadınlar artık konuşmamaktadır. Arabacı, karşı tepenin üstündeki dolunaya bakar. Az sonra iniş bitmiş, bir dereye gelmişlerdir.

12- Kadınlar derenin karşı kıyısına geçmiş, arabacı ise arabayı dereden geçirmektedir. Dereyi geçince arabayı durdurur. Dizginleri salar. Ceketini giyip, bir ağaç kenarına çöker ve sigarasını yakar. Atlar da dere kenarında su içmektedir. Kadınlar birbirine bitişik gibi yan yana durmaktadır. Heybeli kadın, saatin kaç olduğunu sorar. Saat iki'dir. Kadın moral vermek için, artık köye yaklaştıklarını, buradan sonranın bir sigara içimlik yol olduğunu söyler. Arabacı kadınlara belli etmeden, kendi kendine sinirle gülümser.

13- Köyün girişi.. Araba köye gelmiştir. Köyün dışındaki evlerden birinin avlusuna girer.

14- Feride adlı konuşmayan ikinci kadın, elinde bir çırayla evden çıkar. Avluda atları çözmekte olan arabacının yanına gelir. Ahırın yerini gösterir. Arabacı atları alıp ahıra doğru yürür.

15- Ahır eski, harap bir haldedir. Kenarda bir çift öküz durmaktadır. Kadın arabacıya yemlerin yerini gösterirken, arabacı çıra ışığında ilk kez, kadının yüzünü yakından görür. Kadın kekemedir. Arabacı yem torbalarını atlara takarken, biraz da su ister. Elini yüzünü yıkayacaktır. Kadın "Burada olur mu, yukarı buyur" der. Arabacı, "Zahmet ettik gece yarısı" gibi belli belirsiz bir şeyler söyler.

16- Arabacı ve kadın evin içine, hole girmişlerdir. Arabacı durur. Kadın, "Cemile, koş kız çizmeleri çıkar" diye seslenir. Arabacı geri çekilir. "Olmaz valide, ben çıkarırım" der. Ama bu arada genç bir kadın koşarak gelmiştir. Arabacı başını öne eğip, yandaki tabureye oturur. Kadın çizmelerini çıkarır. Bahsettikleri dul kadının bu olduğunu anlar.

17- Arabacı misafir odasına girer. Ceketini çıkarır. Gerinip, eliyle saçlarını tarar. Etrafa bakar. Sedirde ve yerde, eski ve yamalı kilimler serilidir. Duvarda beş numara bir gaz lambası asılmıştır. Ağrırmış gibi belini tutarak yer yatağına oturur. Çoraplarını çıkarır. Arkasına yaslandığı sırada içeri, elinde ibrik ve leğenle Cemile girer. Hemen doğrulur, ama kadının yüzüne bakmaz. Önüne gelen leğende ellerini yıkar. Cemile'nin sadece ellerini görmektedir. Leğen yeni kalaylanmış, havlu tertemizdir. El yıkama işi bittikten sonra Cemile, hiç konuşmadan yine dışarı çıkar. Arabacı kendi kendine gülümser. Dışarıda fısıltılar ve ayak sesleri duyunca gülümsemesi kaçar. Tiki yine tutmuştur. Hemen kalkar. Kapıya doğru gider. Tabancasını eliyle düzeltir. Kapıya kulağını verip dinler. Fısıltılar kesilmiştir. Pencereye doğru yürür. Avluya bakar. Ay ışığı altında kendi arabası ve bir kağnı durmakta, etraf sakin gözükmektedir. Kapının açılma sesini duyunca hemen geri döner. Eli de gayri ihtiyari tabancasına gider. Kekeme kadın, elinde üstü yemek dolu bir tepsi ile içeri girmiştir. Arabacı, belli etmeden hemen elini tabancasından geri çeker. Cemile de sini altlığı ile arkadan gelmiştir. Yere örtü serip, tepsiyi üstüne koyarlar. Arabacı "Niye zahmet ettiniz?" der. Halime kadın da içeri girmiştir. İki kadın diğer sedire oturur, Cemile de kapının kenarında ayakta bekler. Arabacı onların yemek yeyip yemeyeceklerini sorar. Kadınlar " Biz yedi" der. Arabacı pek inanmaz, ama yine de aç olduğu için hemen yere çömelip yemeye başlar. Arabacı etrafa fazla bakmadan, başı önünde yemek yemektedir. Bir ara gözünü kaldırıp Cemile'ye bakmak ister. Kadınların kendine baktığını görünce utanır. O sırada su istemek aklına gelir. Cemile, bir maşrapa içinde su getirir. Arabacı yine cesaret edip kadının yüzüne bakamaz. Sadece çiçekli yün çoraplar giymiş bir çift ayak ile bol şalvarı ve orta parmağında gümüş yüzük olan eli farkeder. Ancak kız geri dönünce başını kaldırır. Arkadan siyah saçlarını görür. Yemeğe devam eder. Kız yine kapının yanına gidip durmuştur. Halime kadın Cemile'ye, mutfağa gidip kahve hazırlamasını söyler. Kız çıktıktan sonra da, kızı beğenip beğenmediğini sorar. Arabacının eli ayağına karışır. Ne diyeceğini şaşırır. Eli titrer. Cevap gelmeyince kadın, beğenmediyse söylemesini ister. "Bu işte ayıp olmaz" der. Arabacı, biraz da mecburiyetten "Beğendim" der. Halime, bir şartları olduğunu, bu evin erkeksiz olduğunu, kızı alıp gotürmesinin uygun oymayacağını, burada kalıp tarlaları işleyebileceğini söyler. Arabacı "Elbette, Tabii!" der. Kız kahveyle içeri girmiştir. Susarlar. Kız, elinde kahveyle kapıda durur. Adamın yemeğinin bitip bitmediğini anlamak istemektedir. Annesi Feride, kaş göz işaretiyle kahveyi gotürüp vermesini belirtir. Kız kahveyi gotürüp verir, tepsiyi alıp çıkar. Arabacı kahveden birkaç yudum alır. Sonra, "İzin verirseniz, hayvanları tımar edeyim." deyip kahveyi sedirin kenarına koyar ve kalkar.

18- Arabacı, atların üzerindeki çulları ve koşumları çıkarır. Atları uyur uyanık tımar ederken, ahırın açık olan kapısında, ileride bir gölgenin hızla geçtiğini hissedir. Hemen ahırın kapısına gelip bakar. Etraf sessizdir. İleriden köpek sesleri gelmektedir. Kendi kendine, " Belki köpeklerdir" diye söylenir. İşinin başına döner.

19- Arabacı oda kapısını açıp içeri girer. Yatağı serilmiştir. Para çantası ile tabancasını yastığın altına koyar. Yatağa uzanır. Kapının aralık kaldığını farkeder. Kızın, gördüğü kadarıyla ellerini, ayaklarını ve saçlarını düşünür. Kendi kendine gülümser. Sonra yanı başındaki lambayı üfleyip söndürür.

20- Sabah güneşi altında köy evi ve avlusunun genel görünüşü...

21- Arabacı, yüzüne vuran güneş ışığı ile uyanır. Doğrulmaya çalışır. Başının ağrıdığını farkeder. Eliyle başını tutup gerisin geri yine yatar. Bu sırada, gece açık kalan kapının kapanmış olduğunu görür. Hemen doğrulup, yastığının altındaki para çantasına ve tabancasına bakar. Yerli yerindedirler. Sonra isteksiz hareketlerle kalkar.

22- Arabacı avluya çıkar. Ev halkı uykudadır. Ama ilerideki köy yolunda tarlaya gitmekte olan köylüleri ve arabaları görür. Avluyu dolanır. Ahır ve tavuk kümesi harap haldedir. Bir kenarda kedi yavruları koşuşmaktadır. Avlunun diğer yanında, yine harap halde eski bir kağnı durmaktadır. Onun yanına gidip bakar. Sonra, aklına bir şey gelmiş gibi hızlı adımlarla ahıra, atlara bakmaya gider.

23- Atlara su verir. Yem torbalarını doldurup boyunlarına asar. Ahırın bazı yerlerindeki tahtaların çürüyüp, dökülmekte olduğunu farkeder. İki tane öküzün durduğu yerdeki yemliğin içine de biraz saman koyar. Öküzler yemeye başlarlar.

24- Arabacı odasına girer. Yere tepsi ile kahvaltı ve süt konduğunu görür. Sedire oturup kahvaltılıklara bakar. Sonra sadece sütü alıp içer. Ayağa kalkıp pencerenin yanına gider. Etrafın sessizliğinden tedirgin olmuştur. Başını kaşır. Cebinden köstekli saatini çıkarıp bakar. Sonra zinciriyle oynayarak, ne yapması gerektiğini düşünür. Kendi kendine "Eşeklik etme, burası bana göre bir yer değil" diye söylenir. Ani bir hareketle saati cebine koyar. Ceketini giyer ve odadan çıkar.

25- Merdivenleri hızla inerken, taşlıktan ayak ve konuşma sesleri duyar. Adımları yavaşlar. Ne yapacağını düşünürken Cemile, elinde çamaşır sepeti ile karşısına çıkar. Genç kadının yüzünü ilk defa bu kadar yakından görmüştür. Cemile, bir şey söylemeden merdivenleri çıkıp gider. Arabacı taşlığa iner. Kekeme kadın da oradadır. Onu görünce, bir yere mi gideceğini sorar. "Dinlenseydin" der. Arabacı kekeleyip, ne diyeceğini düşünür. Sonra ahırın çok harap halde olduğunu, onu tamir etmeyi düşündüğünü söyler. Feride ses çıkarmaz. Ama dışarı çıkan arabacının arkasından memnun bakar.

26- Arabacı ceketini, ahırın direklerinden birindeki bir çiviye asmıştır. Yemliğin altındaki eski bir sepetin içinde bir çekiç ile, birkaç paslı ve eğri büğrü çivi bulur. Yemliğin kırılan ayağını çıkarır. Çivileri düzeltip, kenardaki bir tahtayı ayak yerine çakar. Aynı zamanda bir Çankırı türküsü söylemeye başlar. Çürüyen diğer ayağı da tamir eder. Gözü avluya takılır. Genç bir erkeğin, avluyu geçerek hızla eve doğru girdiğini görür. Hemen elindeki çekici bırakır. Çıkar.

27- Arabacı evin arkasından dolanır. Pencerelere bakarak ilerler. Mutfak penceresine gelince durur. İçeride, kapının orada genç bir adam durmakta, Feride de elini kolunu sallayarak , kızgın bir şekilde onunla konuşmaktadır. Arabacı konuşulanları duyamaz. Yanağındaki tikin hızla attığını görürüz. Arabacı, Cemile'nin pencereye yakın taraftaki ocağın yanında durduğunu, işiyle meşgul oluyormuş gibi yapıp, önüne baktığını görür. Kenara çekilir. Kendini farkedip etmediğini düşünür. Cesaretini toplayıp yeniden içeri bakar. Adam ve kekeme kadın yok olmuştur. Arabacı hemen pencereden çekilir. Avluya doğru yürür.

28- Arabacı ahıra arka kapıdan girer. Ceketini giyerken, evden çıkan adamın, sağına soluna bakmadan hızla geçip gittiğini görür. Ahırın kapısı yanında bir sigara yakar. Sonra adamı takip etmek için dışarı çıkar.

29- Avlunun ortasına gelmeden arkasından kekeme kadının "Hayrola arabacı, bir yere mi gidiyordun?" dediğini duyar. Sesi, daha öncekilere hiç benzemeyen bir şekilde serttir. Döner, bakar. "Çiviler bitti de, bakkaldan biraz alayım dedim" der. Kadın "İyi,iyi!" deyip içeri girer. Arabacı hızlıca yürür.

30- Avludan köy yoluna çıkınca etrafına bakınır. Adam ileride, evlerin arasında yürümektedir. Arayı epeyce açmıştır. Arabacı hızlı adımlarla yürür.

31- Köyün içine girmiştir. Etrafa bakar. Adamı göremez. Köy kahvesinde birkaç yaşlı oturmaktadır. Onlara sormaya cesaret edemez. Selam verip yürür. Az ilerideki bakkala girer.

32- Bakkal yalnızdır. Raflara bazı şeyler dizmektedir. Selam verir. Çivi almak istediğini söyler. Bakkal, nereden gelip, nereye gittiğini sorar. Arabacı, Feride kadınlarda misafir olduğunu söyler. Çivi torbasını alıp gelen bakkal, kadının ismini duyunca torbayı önüne atar. "Al oradan seç" der ve işinin başına döner. Arabacı şaşırır. Torbadan bir miktar çivi alır. Parasını verip çıkar. Bakkal parayı alırken onun yüzüne bile bakmamıştır.

33- Arabacı, elindeki kesekağıdı ile kahvenin önünden geçerken durur. İçeri girmeye karar verir. Selam verip oturur. Kahveci, diğer masaya hizmet ederken, buralarda ne aradığını sorar. Arabacı olduğunu, Suhisarı'na giderken buraya uğradığını söyler. Kahveci tezgaha gidip çay koyarken, yüksek sesle sohbete devam ederler. Suhisarı'ndaki tanıdıklarından bahseder, tanıyıp tanımadığını sorar. Sonra "Peki, arabanı göremiyorum, nerede?" diye sorar. Arabacı Feride kadının evinde olduğunu söyleyince, kahvecinin de yüzü değişir. Elindeki çayı sertçe masaya koyar, gider. Çayın yarısı masaya dökülür. Arabacı çayı içmekten vazgeçer. Masanın üstüne biraz bozukluk atıp, çıkar.

34- Arabacı hızlı adımlarla avluya girer. Arabanın yanına gider. Arabanın dingilini düzeltir. Üstüne serdiği çuvalları toplayıp kenara koyar. Üste kaldırmış olduğu oku, atların bağlanması kolay olsun diye yere indirir. Sonra hızla ahıra gider.

35- Elindeki çivi kağıdını eski sepetin içine atar. Atların olduğu yere gelir. Atlar yoktur. Koşarak ahırdan çıkar.

36- Evin merdivenlerini hızla çıkar. Kendi odasına ve diğer odaya bakar. Kimse yoktur. Mutfaktan sesler geldiğini anlar. Mutfağa hızla girer. Cemile ile burun buruna gelir. Arabacı bu karşılaşmadan utanır. Cemile de korkmuştur. Kenara çekilir. Arabacı, özür diler. Atlarını sorar. Cemile, annesinin atları arka bahçeye çıkardığını söyler. Arabacı mutfak penceresinden bakar. Gerçekten de kekeme kadın iki atın da dizgininden tutmuş, eve doğru gelmektedir. Tekrar özür dilemek için Cemile'ye bakar. O da kendine bakmaktadır. Bir şey demekten vazgeçer ve mutfaktan çıkar.

37- Arabacı odada öğle yemeği yemektedir. Köy yerine göre oldukça zengin bir sofra hazırlanmıştır. Cemile yine kapının kenarında ayakta, kadın ise diğer sedirde oturmaktadır. Kadın, araba atı oldukları için hayvanların ahırda kapalı kalmasına gönlü razı olmadığını, biraz dolaştırıp ayaklarının açılmasını istediğini söyler. Sonra, bir yere mi gidecek olduğunu sorar. Arabacı zoraki gülümseyip "Yoo!" der. Kadın, arabayı koşuma hazır halde gördüğü için sorduğunu belirtir. Arabacı, Kurşunlu'da eşyaları olduğunu, onları gidip getirmek istediğini söyler. Kadın, bu öğle sıcağında yola çıkmamasını, isterse yarın sabah gidip getirebileceğini söyler. Sonra yemliği sağlamladığı için teşekkür eder. Arabacı, vakti olunca kalan kısmı da yapacağını belirtir. Sonra kendileriyle birlikte gelen Halime kadının nerede olduğunu sorar. Kekeme kadın, onun evinin ayrı olduğunu, köyün diğer çıkışında oturduğunu söyler.

38- Öğle güneşi altında köy evi ve avlusu..

39- Arabacı yatağa uzanmış, sigarasını içiyor. Cemile'yi, annesini, eve gelen genç adamı, heybeli Halime kadını, bakkal ve kahvecinin söylediklerini düşünür. Sigarasının uzayan külünü alışkanlıkla yere atacakken durur. İlerideki sehpanın üstünde duran kül tablasını görür. Külü düşmesin diye sigarayı eliyle siper ederek kalkar. Külü boşaltır. Sonra sigarayı tamamen söndürmeye karar verir. Söndürür ve yatar.

40- Köyün genel resmi üstünde ikindi vakti güneşi...

41- Arabacı uyumaktadır. Çok hızlı bir kapı kapanma sesi ile aniden sıçrayarak uyanır. Hemen yastığın altındaki tabancasını alır. Yatağın içine oturur. Ne olduğunu anlamaya çalışır. Yavaşça kapıya gidip dinler. Sonra pencereye gidip avluya bakar. Belirli bir şey yoktur. Tabancayı beline koyar. Ceketini giyer. Yavaşça kapıyı açıp ortalığı dinler. Hiç ses yoktur. Odadan çıkar.

42- Arabacı köy yolunda ilerlemektedir. Köylülerin bir kısmı hayvanlarıyla birlikte köye dönmektedir. Tarladan dönen iki kadına, Halime kadının evini sorar. İlerideki bir evi gösterirler.

43- Çıngıraklı bahçe kapısını açıp, avluya girer. Eve doğru seslenir. Cevap gelmez. Evin yanından arkaya doğru dolanır. Halime, arkadaki sebzelikte çapa yapmaktadır. Selam verir.

44- Arabacı, çardağın altında oturmuş kahve içmektedir. Halime kadın da yan tarafta oturmaktadır. Halime, Feride'nin kendi öz kardeşi olmadığını, kocasının ölümünden sonra dul kızıyla birlikte bu köye gelip yerleştiğini, kimseyle pek samimi olmamaları sebebiyle köylünün onlardan uzak durduğunu söyler. Köylünün tutumunu fazla dikkate almamalıdır. Arabacı, onlara yolda rastladığı akşam , köyden o kadar uzakta ne aradıklarını sorar. Kasabaya, mal satıp kumaş almaya inmişlerdir. Arabacı, eve gelen genci tarif eder. Onun evde ne aradığını, kim olduğunu sorar. Kadın şaşırır. Verecek cevap ararken, çıngıraklı kapının açıldığı duyulur. Kadın ayağa kalkar. "Bizim bey geldi " der. Orta yaşı geçmiş , çingene kılıklı bir adam gelmiştir. Kadın, "Dün gece bizi getiren arabacı" diye tanıtır. Adamla el sıkışırlar.

45- Güneş batmak üzeredir. Arabacı, düşünceli bir şekilde yolda yürümektedir. Aniden akşam ezanı okunmaya başlar. Durur. Köylüler camiye doğru gitmektedir. Geçen birkaç kişi selam verir. Arabacı da camiye doğru yürür.

46- Abdest alan birkaç kişinin arasında arabacı.. Bir iki kişi "Hayrını gör" der. Kimse arabacıya , "Neci?" olduğunu sormaz. Bu da arabacının hoşuna gider. Herkes işiyle meşguldür.

47- Küçük köy camiinde namaz kılınıyor. Arabacı da cemaat arasında..

48- Cemaatten çok az insan kalmıştır. Arabacı hocayı kollamaktadır. O kalkınca, hemen yanına gelir. Selam verir. Bir şey konuşmak istediğini söyler. Hoca ona ilgi gösterir. Birlikte çıkarlar.

49- Hoca ve arabacı, evin arka bahçesi kenarında, çardak altında kurulmuş sekide, şiltelerin üstüne bağdaş kurmuş oturuyorlar. Hoca, bu tür küçük yerlerde yabancıya fazla bilgi verilmemesini normal karşılaması gerektiğini söyler. "Ama madem senin evlenmek gibi ciddi bir niyetin var. Sana yardımcı olmak da bizim vazifemiz" der. Bu arada küçük bir erkek çocuk, tepsi içinde yiyecek bir şeyler getirir. Hoca onun gitmesini bekler. Sonra sözlerine devam eder. "Sen namus ehli, mert birine benziyorsun. Bu işten vazgeç ve yarın sabah erkenden köyden ayrıl. Bu gece de kendine dikkat et, sakın o evde başka bir şey yeyip içme" der. Arabacı sebebini sorar. Yalnız oturan iki kadını ziyarete gelen genç adamın kim olduğunu öğrenmek ister. Hoca cevap vermez. Küçük çocuk ayranları getirmiştir. Hoca, "Hadi buyur!" diyerek sofraya yaklaşır ve konuyu kapatır.

50- Arabacı imamın evinden çıkıp yürümeye başlar. Etraf karanlık ve ıssızdır. Arabacı, gördüğü her gölgeden tedirgin yürümektedir. Eli tabancasındadır.

51- Avluya girer. Orası da sakindir. Görünüşe göre bir değişiklik yoktur. Arabası olduğu yerde durmaktadır. Ahıra doğru yürür.

52- Ay ışığında atları hayal meyal görür, yanlarına gider. Az sonra etrafı, bir gaz lambası ışığı kaplar. Gelen Feride kadındır. Arabacı sinirli şekilde, zorlukla gülümser. Kadın, gecikince merak ettiklerini söyler. Arabacı, köyde biraz dolaştığını belirtir. Kadın, " Halime'ye de uğramışsın" der. Arabacı cevap vermez. Ceketini çıkarır. Atları tımar etmek istediğini söyler. Kadın cevap vermez, ama arabacı, kadının sert bakışlarını üstünde hisseder. Kadın, lambayı ahırda bırakıp çıkar.

53- Cemile, elinde yemek tepsisi ile odaya girer. Sedirde oturan arabacının önüne koyar. Feride, yine eski yerinde oturuyor. Arabacı, canının yemek istemediğini söyler. Feride, baş işaretiyle Cemile'ye çıkmasını söyler. Cemile çıkar. Feride sitemli şekilde, hocanın evindeki yemeğin daha mı tatlı olduğunu sorar. Arabacı şaşırır. Ne diyeceğini bilemeden kekelemeye başlar. Bu sırada kadının ağlama sesini duyar. Daha çok şaşırır. Kadın ağlayarak, bu köyde herkesin kendilerine düşman olduğunu, kadın başlarına bütün köye karşı koyamadıklarını, onu, evlerinin erkeği olarak görmek istedikleri için üstüne düştüklerini söyler. Arabacı bir şey diyemez. Kadın ağlayarak dışarı çıkar. Arabacı odada yalnız kalır. Ne yapacağını bilemez. Önce, aralık kalan kapının yanına gider. Dışarı çıkıp çıkmamayı düşünür. Sonra vazgeçer. Kapıyı kapar. Odada dolanır. Yemek tepsisi hala ortadadır. Sedire oturur. Dudakları kurumuştur. Eli ayrana doğru gider. Sonra vazgeçer. Elini çeker. Divana uzanır.

54- Ay ışığında evin avlusu ve ev...

55- Arabacı, elbiseleriyle yattığı yerden öksürerek doğrulur. Damağı kurumuştur. Ağzını şapırdatır. Bakar, tepsiyi almışlardır. Yanıbaşındaki sehpanın üstünde kül tablası ile birlikte, üstü örtülü bir bardak su durmaktadır. Gayri ihtiyari uzanıp bardağı alır. Ağzına gotürür. Tam içecekken aklına gelir. Hemen geri koyar. Sonra etrafı dinler. Ses yoktur. Kalkıp ceketini giyer. Dışarı çıkar.

56- Atları, ahırın önüne çekmiş olduğu arabaya bağlar. Ağzı kurumuştur. Yere tükürür. Bu sırada evin pencerelerinden birinde bir çift gözün ona baktığı belli olur. Arabacı, arabaya binerken, para kesesinin cebinde olmadığını farkeder. İnip eve girer.

57- Arabacı holden geçip odaya girerken, panla holün sonunda bir karaltının onu izlediği görülür. Arabacı odaya girince karaltı yaklaşır. Bu eve gelen genç adamdır.

58- Arabacı odada, yastığın altına bıraktığı para kesesini alır. Cebine koyar. Gözü su bardağına takılır. İçip içmemekte tereddüt eder. Sonra alıp içer. Aynı anda, onu izleyen genç adamın gülümsediği belli olur.

59- Araba avludan çıkar. Ay ışığında yoluna devam eder

60- Köy çıkışında arabacı, başının hafifçe döndüğünü hisseder. Başını eliyle sıkar. Eliyle yüzünü sıvazlar. Yoluna devam eder.

61- Araba daha önce geçtiği taşlık yolda yavaş yavaş ilerlemektedir. Arabacı kendini kötü hissetmektedir. Dizginleri çekip atları durdurur. Midesini tutar. Yüzünü ekşitir. İki büklüm olur. Sonra arabadan yere düşer. Yolun kenarındaki hafif şarampoldan aşağı , ağaçların kenarına kadar yuvarlanır. Sırtüstü yerde yatmaktadır. Bir iki kere kasılır. Sonra hareketsiz kalır. Kamera, arabacının yüzüne yaklaşır. Yüzünde, ne olduğunu hala anlayamamış bir ifade vardır.
reiki_mu
Reiki Master
 
reiki_mu - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: Jan 2007
Bulunduğu yer: Ege
Mesajlar: 38.168
Thanks: 7.683
Thanked 26.990 Times in 12.286 Posts
reiki_mu has a reputation beyond reputereiki_mu has a reputation beyond reputereiki_mu has a reputation beyond reputereiki_mu has a reputation beyond reputereiki_mu has a reputation beyond reputereiki_mu has a reputation beyond reputereiki_mu has a reputation beyond reputereiki_mu has a reputation beyond reputereiki_mu has a reputation beyond reputereiki_mu has a reputation beyond reputereiki_mu has a reputation beyond repute
FACEBOOKTA PAYLAS Alıntı ile Cevapla  
yorumla
Cevapla

Seçenekler

Yetkileriniz
Konu Acma Yetkiniz Yok
Cevap Yazma Yetkiniz Yok
Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-Kodu Kapalı



Tüm Zamanlar GMT +3 Olarak Ayarlanmış. Şuanki Zaman: 01:40 AM.
Copyright ©2000 - 2010, Jelsoft Enterprises Ltd.
Powered by JISE.net


107, 108, 7, 4, 8, 9, 11, 12, 14, 15, 16, 17, 18, 19, 21, 22, 23, 25, 26, 27, 28, 29, 32, 99, 33, 34, 35, 37, 38, 39, 40, 41, 42, 46, 43, 375, 45, 47, 48, 49, 50, 51, 52, 53, 435, 54, 382, 55, 56, 84, 58, 59, 60, 85, 62, 69, 70, 231, 71, 78, 72, 81, 76, 77, 79, 89, 217, 167, 86, 92, 91, 93, 563, 94, 566, 95, 97, 112, 119, 98, 432, 105, 103, 101, 111, 106, 104, 430, 109, 110, 113, 114, 115, 116, 117, 118, 391, 122, 123, 121, 124, 125, 128, 131, 135, 531, 134, 130, 238, 148, 165, 156, 141, 139, 140, 142, 143, 144, 236, 145, 146, 577, 147, 149, 150, 151, 152, 170, 171, 153, 155, 530, 161, 157, 158, 159, 164, 160, 174, 172, 169, 173, 175, 176, 177, 178, 179, 180, 182, 184, 187, 189, 190, 191, 192, 193, 194, 195, 196, 197, 198, 199, 200, 201, 202, 203, 204, 205, 206, 211, 210, 207, 208, 221, 214, 212, 215, 213, 216, 218, 219, 224, 222, 220, 551, 223, 225, 227, 226, 228, 229, 230, 232, 233, 239, 240, 235, 234, 237, 241, 242, 288, 282, 289, 279, 355, 278, 285, 364, 281, 283, 280, 290, 284, 399, 356, 291, 292, 293, 294, 359, 357, 298, 352, 351, 353, 349, 371, 306, 308, 310, 311, 354, 315, 316, 317, 346, 323, 345, 319, 320, 321, 324, 325, 328, 347, 335, 336, 348, 397, 337, 338, 341, 342, 358, 360, 361, 362, 365, 366, 367, 368, 369, 376, 372, 374, 370, 373, 377, 378, 379, 380, 383, 392, 390, 388, 381, 384, 385, 386, 387, 394, 395, 396, 409, 398, 400, 403, 410, 412, 402, 404, 405, 411, 413, 407, 406, 408, 414, 415, 483, 437, 427, 433, 424, 456, 416, 441, 429, 457, 417, 423, 455, 529, 434, 436, 418, 419, 420, 422, 421, 428, 425, 442, 431, 440, 438, 439, 447, 443, 444, 445, 446, 448, 449, 480, 450, 451, 452, 453, 454, 458, 459, 460, 461, 462, 463, 464, 465, 466, 467, 468, 469, 470, 471, 479, 472, 473, 474, 475, 476, 477, 478, 481, 486, 484, 482, 485, 494, 487, 488, 489, 490, 491, 492, 493, 495, 496, 497, 498, 499, 500, 501, 502, 503, 504, 505, 506, 507, 508, 509, 510, 528, 521, 527, 547, 512, 546, 519, 511, 513, 514, 515, 516, 517, 518, 535, 545, 544, 522, 523, 524, 525, 526, 543, 532, 539, 533, 534, 538, 540, 541, 542, 548, 549, 552, 573, 554, 570, 553, 559, 558, 555, 557, 565, 556, 580, 562, 579, 571, 569, 578, 564, 567, 568, 572, 574, 575, 576, 581, 582, 583, 584, 585, 586, 587,
Sitemiz, hukuka, yasalara, telif haklarına ve kişilik haklarına saygılı olmayı amaç edinmiştir. Sitemiz, 5651 sayılı yasada tanımlanan .yer sağlayıcı. olarak hizmet vermektedir. İlgili yasaya göre, site yönetiminin hukuka aykırı içerikleri kontrol etme yükümlülüğü yoktur. Bu sebeple, sitemiz .uyar ve kaldır. prensibini benimsemiştir. Telif hakkına konu olan eserlerin yasal olmayan bir biçimde paylaşıldığını ve yasal haklarının çiğnendiğini düşünen hak sahipleri veya meslek birlikleri, webloji@gmail.com mail adresinden bize ulaşabilirler. Buraya ulaşan talep ve şikayetler incelenecek, şikayet yerinde görüldüğü takdirde ihlal olduğu düşünülen içerikler sitemizden kaldırılacaktır.